benim çocukluğumun belli başlı imtiyazı hürriyetti. bu kelimeyi bugün sadece siyasi manasında kullanıyoruz. ne yazık! onu politikaya mahsus bir şey addedenler korkarım ki hiçbir zaman manasını anlamayacaklardır.
Roma imparatorları, krallar , büyük diktatörler hep kendileri gibi düşünsünler diye eşyalarını dostlarına hediye ederlerdi. hatta Osmanlı hükümdarlarının, vezirlerinin kürk ve kaftan ihsan etmeleri de bu yüzden olsa gerektir. siz farkında olmadan tarihin büyük bir sırrını, bir çeşit psikolojik mekanizmayı keşfettiniz.
fazla teferruat girmeden şurasını da işaret edeyim ki saat kadar derin şekilde olmasa bile bu benimseme ve uyma keyfiyeti bütün eşyamızda vardır. eski şapkalarımız , ayakkabılarımız, elbiselerimiz gün geçtikçe bizden bir parça olmazlar mı? onları sık sık değiştirmek isteyişimiz de bu yüzden değil midir? yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer:Kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin arasından bakmak ihtiyacı yahut 'ben artık bir başkasıyım!' diyebilmek saadeti.