Arzu, tüketiciliği beraberinde getiriyor ve buna bağlı olarak, cinsellik, tüketim kültürünün bir parçası haline geliyor. Çünkü, arzunun ayrılmaz ikizi haz, genel olarak tüketimle özdeşleşebilen bir olgu. Yemek içmekten giyinip kuşanmaya, estetik tercihlere kadar her alanın hazla bir ilişkisi var. Kapitalizm ve piyasa, sürekli olarak, arzunun hazla tatmin edileceği izlenimi verecek biçimde kurgular sahneliyor toplumun karşısında. Ayrıca, tüketimin de cinselliğin de ‘tahrik’ edilen kavramlar olması, bir diğer özdeşleşme unsuru.
Bütün cinsellik çağrıştıran ve cinsellik içeren görüntülerde sergilenen bir beden anlayışı var. Tanrılara, tanrıçalara ait bedenler onlar. O kadar pürüzsüz, kusursuz, o kadar tam. Onu yakalamak için insanlar çılgıncasına spora, diyetlere, estetik/plastik ameliyatlara, moda gibi, imge kazanmak gibi diğer görüntü üretme yöntemlerine başvuruyor. Kimse bedeninden hoşnut değil artık. Herkes onu değiştirmenin ardına düşmüş durumda. Bunun kaynağınıda steril cinsellikle iç içe geçmiş yeni beden sunumları hazırlıyor.