“Ey büyük yıldız, aydınlatacak bir şeyin olmasa yazgın ne olurdu? On yıl var ki buraya, mağarama çıkıyorsun. Eğer ben,kartalım ve yılanım olmasaydık ışığından ve yolundan bezerdin. Fakat biz her sabah seni bekledik. Işığının fazlasınıaldık ve bunun için seni kutsadık. Bak; ben, fazla bal toplamışarı gibi uzanacak ellere muhtacım.İnsanlar arasında akıllılar deliliklerine, fakirler dezenginliklerine bir defa daha sevininceye kadararmağanlarımı paylaştırmak istiyorum. Bunun için aşağılara inmeliyim. Nasıl ki sen cömert yıldız, akşamları denizinarkasına iniyor ve arka dünyaya ışık götürüyorsan ben desenin gibi, inmek istediğim insanların aralarına inmeliyim.
Ey, en büyük mutluluğu bile kıskanmadan görebilen tok göz,beni kutsa. Taşımak isteyen kadehi kutsa ki içinden su, altın gibi aksın ve mutluluğun parıltılarını her tarafa taşısın. Bak,bu kadeh yine boşalmak, Zerdüşt yine insan olmak istiyor.”
İşte böyle başladı Zerdüşt...