"Beremi ister misin?" "Saçımı yapmak için ne kadar uğraştığımı biliyor musun?" "Her zamanki gibi görünüyor." Bu sözler ağzından çıkar çıkmaz hatasını fark edip aceleyle, "Her zamanki gibi güzelsin," diye ekledi. İyi kıvırdın, Enzo.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Medyatik Ceza Boyunduruğu
Basına inanacak olursak, İtalya artık kösnül hovardalar ülkesine döndü; insanlar mesleki görevlerini ciddiyetle yerine getirecekleri yerde, bütün zamanlarını çöküş dönemine yaklaşan imparatorluklarda olduğu üzere şenlikler düzenleyerek geçiriyorlar. Bu cadı kazanlarına araştırmalar sonucunda ilgisi olmadığı saptanacak insanlar da atılacak olsa elden gelen bir şey yoktur. Adalet yerini bulmadan önce medya hüküm verir ve sonradan temyize de gitmez. Çok geride kalmış olan 70'li yıllarda, gizlice dinleyen büyük kulaklara takılan, medyatik ceza boyunduruğunun ilk ünlü kurbanları olan kişiler Lelio Luttazzi ve Walter Chiari uyuşturucu bulundurma ve satmayla ilgili temelsiz bir suçlamayla kamuoyunun kurtlar sofrasına atıldılar. Çok duyarlı, üstün yetenekli, cömert ve şimdilerde hasret kaldığımız derecede- düzeyli eğlence üstatları olan bu kişiler, ölümüne yaralandılar. Kelimenin tam anlamıyla ölümüne yaralanan bir başka ad olan Enzo Tortora da pişman olduğunu söyleyen bir suçlunun isnatsız suçlamasından yalnızca beş yıl sonra, çaresizlik ve keder yüzünden can verdi. Faşistlikle suçlanarak hakarete uğrayan, üzerinde kuşku bulutları dolaştırılan, acımasız suçlamalar yöneltilen Lucio Battisti'nin erken ölümünden de söz edelim mi? Anima Mundi' adlı romanımın yayımlanmasından sonra ben de aynı suçlamaya maruz kaldım; üzerime yöneltilen nefret kampanyası yüreğimi burktu; çevremde oluşan küçümseme halesinden hâlâ sıyrılabilmiş değilim. O munis ve duyarlı Lelio Luttazzi'nin zararını kim tazmin edebilirdi; kim silebilirdi o hüzünlü gülümsemeyi yüzünden; Dino Boffo'nun ve yaşlı ana babasının yeniden huzurlu bir hayata kavuşmasını kim sağlayabilirdi? Genellikle çamurla işi olmayan insanları çamura sürükleme arzusu altında ne gibi bir mekanizma gizleniyor acaba? Ciddi ve kutsal bir
Sayfa 35·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tarihçi'nin yükü
Tarihçi, dünyanın uğultularından uzak, klasik fildişi kulenin içine kapanıp çalışmadığı gibi, dünyanın tutkularından azade, dondurulmuş bir odanın içinde de yaşamaz; toplumsal, kültürel ve ulusal bir bağlamın koşullandırmalarına tabidir. Kendi kişisel anılarının ya da miras alınmış bir bilginin etkilerinden kaçamaz, ama inkâr yoluna gitmeden, bunlarla arasına eleştirel bir mesafe koymaya çabalayarak özgürleşmeyi deneyebilir. Bu perspektif içinde onun görevi bireysel, kişisel ve kolektif belleğin içini boşaltmak değil, onu belli bir mesafeye yerleştirmek ve daha geniş bir tarihsel bütüne dahil etmektir. Demek ki, tarihçinin çalışmasında, araştırma konusu seçimini, yaklaşımını, konuyu işleme biçimini yönlendiren ve bilincinde olması gereken bir aktarım payı vardır.
Sayfa 35 - İletişim yayınları
1000Kitap
Bellek Arkeolojisi
Tıpkı bellek gibi tarihin de kendi boşlukları vardır; o da kendi kaynağını ve varlık nedenini başka tarihlerin silinmesinde, başka belleklerin inkârında bulabilmektedir. Edward Said'in belirttiği gibi, Filistin'in Yahudi geçmişine dair binlerce yıllık izleri açığa çıkarmayı hedefleyen İsrail arkeolojisi (kimileri bunu "ulusal din arkeolojisi" olarak görmüştür), Arap-Filistin geçmişinin maddi izlerini yok eden buldozerlerle aynı coşkuyla toprağı eşelemiştir
Sayfa 32 - İletişim yayınları
1000Kitap
Ortalığı topladım, yemek pişirdim, Lila'nın da alt katta aynı şeyleri yaptığını düşündüm. Her ikimiz de yeniden kızlarımızın, bir zamanlar sevmiş olduğumuz erkeğin ayak seslerini işitmeyi bekliyorduk. Nino'nun az önce Tina'nın yüzünde onun yüz hatlarını yakaladığı gibi, Lila'nın da şimdiye dek kaç kez İmma'nın yüzünde Nino'nun hatlarını yakalamış olabileceğini düşündüm. Bunca yıl acaba düşmanlık mı beslemişti, yoksa kızıma gösterdiği şefkatli ilginin altında bu benzerlik mi yatıyordu? Gizliden gizliye Nino'dan hâlâ hoşlanıyor muydu? Şu anda pencereden onu gözetliyor muydu? Tina onun elini tutmayı becermiş miydi ve şimdi Lila pencereden bakıp kızının o ince, uzun adamın yanında oluşuna bakıp şöyle düşünüyor mudur: İşler farklı gelişseydi bu kız onun olabilir miydi? Neler tasarlıyordu kafasında? Acaba her an yukarı gelip sinsi bir yorumla canımı sıkar mıydı? Yoksa tam Nino dört kızla eve döndüğünde ve onun kapısından geçerken onu davet edip içeri alır, sonra da aşağıdan bana seslenir ve ben onunla Enzo'yu da yemeğe davet etmek zorunda kalır muydum?