Bitirirken ne diyeceğini bilememek, “Sorun sende değil, bende.” gibi altı boş, nereye gideceği belli olmayan sözlerin arkasına sığınmak ne kadar acı. İlişkinin neden yürümediğinin cevabını biliyorsanız ve söylemiyorsanız bu korkaklık. “Karşımdakinin kırılmasını istemiyorum." bahanesinin arkasına saklanan büyük
bir korkaklık. Ama ilişkiyi bitirme nedenini siz de bilmiyorsanız... O daha kötü. Asıl o zaman karşınızdakini kırıyorsunuz.
Anlamadığı, anlamlandıramadığı bir sonla baş başa bırakıyorsunuz onu. Sadece o değil, siz de anlamlandıramadığınız bir sonla kalakalıyorsunuz. Ben de öyleydim işte. Anlamadığım ve anlamlandıramadığım ayrılıklarla baş başaydım. Anlamadığım
için anlatamıyordum da. Ne onlara anlatabildim, ne de arkadaşlarıma.
- Sizce gitmenize engel olan ne olabilir?
Korku. Korkuyorum. Yeni bir başlangıç yapmaktan, risk almaktan korkuyorum. Sonrası belirsizlik gibi geliyor bana. Ne
olacağını bilmiyorum. Bu gidişten memnun kalıp kalmayacağımı bilmiyorum. Bu kadar bilinmeyenle hareket edemiyorum.
- Yani belirsizlik mi korkutuyor sizi?
- Belki belirsizlik, belki de bir şeyleri geride bırakmayı becerememek....
"Peki, Quirrell neden dokunamadı bana?"
“Annen seni kurtarmak için öldü. Voldemort'un anlayamayacağı bir şey varsa, o da sevgidir. Annenin sana olan sevgisi
kadar güçlü bir sevgi ne derin izler bırakır, bunu anlayamaz. Yara izine benzemez bu, gözle görülmez... böylesine yürekten sevilmek, seven insan gitse bile, bizi sonsuza kadar korur. Tenine işlemiştir bu. Quirrell'ın içi nefret, hırs, tutku doluydu,
ruhunu Voldemort'la paylaşmıştı o; sana bu yüzden dokunamadı. Güzelliklerle yaratılmış birine dokunmak onun gibilere acı
verir."