İpek

İpek
@epack1807
Öğrenci
Boğaziçi Üniversitesi
18 Temmuz
139 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
10/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2020 23:48
"Hepimizin içinde adını koyamadığımız bir şey var, bizi biz yapan işte o." Olaylar, bilinmeyen bir ülkenin bilinmeyen bir şehrinde, trafikte aniden kör olan bir adamla başlıyor. Toplumsal değer dediğimiz tüm ayıpların, günahların, ahlak ve görgü kurallarının ne kadar kırılgan bir zemin üzerinde durduğunu, açlığın, yokluğun tüm bu "değerleri" nasıl yerle bir edebileceğini oldukça akıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Kitapta anlatılanların yanında yazarın anlatım şekli de bir o kadar ilginç. Öncelikle yazar kitapta hiçbir özel isme yer vermemiş, karakterler bile doktor, doktorun karısı, ilk kör gibi isimlerle anlatılıyor. Hatta kitabın bir kısmında şöyle bir cümle görmek mümkün: körler ada ihtiyaç duymaz, ben bu sesim, gerisinin önemi yok. Onun dışında yazar bu 330 sayfalık kitapta nokta ve virgülden başka hiçbir noktalama işareti kullanmamış, özellikle diyalog kısımlarında kimin ne söylediğini anlamak için birden fazla okumak gerekebilir. Ama sayfalar ilerledikçe, bu tutumun karakterlerin adının olmaması ile ilişkili ve hatta gerekli olabileceğini düşünmeden edemiyor insan; çünkü kitabı okurken konuşmaları bir kör gibi dinliyorsunuz, önce sesler geliyor, ardından siz onları kimin söylediğini algılamaya çalışıyorsunuz. Saramago'nun okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen yazarın kitapta çoğu olguyu, kavramı yoruma açık bırakması, sadece tek bir metafor üzerinden bu kadar fazla konuya değinmesi beni kendine hayran bıraktı. Özetle harika bir anlatım, sarsıcı bir konu, müthiş bir kitap...
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,5bin okunma
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 01:39
'' Bir insanı bir yere kapatmak suçtur ama... kapattığınız kişi eğer bir suçluysa, aslında bu bir cezadır. Yani her ceza bir suçtur ve her suç da bir ceza. '' Birkaç gün önce bitirdiğim bu romanın incelemesini yazmam için önce okuduklarımı sindirmem gerekti. Roman boyunca bir katile kızmamamın sebebini anlamaya çalıştım. Neden onu bu kadar iyi anladığımı, empati duyduğumu anlamaya çalıştım. Kitap o kadar iyi yazılmış ki kitabı okurken bir yandan da yoruluyorsunuz çünkü sürekli Raskolnikov'un yerinde siz varmışsınız gibi o korkuyu, gerilimi hissediyorsunuz. Suçlu psikolojisini o kadar güzel betimlemiş ki kendinizi bir anda katili savunurken, onun yakalanmamasını isterken buluyorsunuz. Kesinlikle birden fazla okunması gereken bir kitap bence. *SPOILER* Kitabın sonlarına doğru geldiğinizde Raskolnikov'un kocakarıyı öldürmesindeki nedeni anlayabiliyorsunuz. Kendi deyimiyle bir "bit" olmadığını kanıtlamak, roman boyunca bahsettiği Napolyon, Sezar gibi "olağanüstü" diye adlandırdığı adamlardan biri olduğunu düşünmesi... Romanın sonunda da teslim olmasının sebebi yaşadığı vicdan azabı değil, büyük (!) adam olmadığını fark etmesidir. Kitapta en çok Katarina İvanovna'nın ölümünden önce çocuklarını sokakta dilendirmesi ve Raskolnikov'un Petroviç ile olan yüzleşmesi etkilemiştir beni. Raskolnikov'un Sonya'ya her şeyi itiraf ettiği bölüm sonunda Svidrigaylov'un onları dinlediğini öğrendiğimde veya yabancı bir adamın Raskolnikov'a "katil" demesinden sonra da en az Raskolnikov kadar endişelenmiştim.
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025193,8bin okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2020 21:43
Bu kitap için aforizmalarla dolu, karakterlerinin oldukça realistik ve ilginç olduğunu söyleyebilirim. Anlatılmak istenen şeyler sadece sözle anlatılmıyor aynı zamanda okuyucuya hissettiriliyor da. O yüzden bazı sahnelerde oldukça gerildim, iç hesaplaşmalara gelindiğinde karakterlerin çaresizliğini sonuna kadar hissettim. Oscar Wilde Dorian Gray'i öyle betimlemiş ki kitap boyunca onu ve o tabloyu hayal etmekten alamadım kendimi. Ve o yüzden de son zamanlarda okuduğum en akıcı, en çok altını çizdiğim ve etkilendiğim kitap oldu. İçeriğine değinecek olursam; saf ve temiz bir ruha sahip olan Dorian'ın güzellik ve gençlik uğruna yozlaşması, bir başka deyişle ruhunu satması anlatılır. Bir insanın kendini nasıl yıkıma sürükleyebileceğini çok güzel bir şekilde gösterir. Sırf Lord Henry'nin diyalogları ve kişilik analizleri için bile okunabileceğini düşünüyorum. Kitabı okurken sık sık Lord Henry'nin söylediklerini hazmetmek için ara verdiğimi de hatırlıyorum. Not: Everest yayınlarından çıkan sansürsüz basımını öneririm.
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202398,8bin okunma
9/10
·148 syf.··
2020 7. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2020 20:52
Öncelikle ilk kitap incelememi neden bir Sabahattin Ali kitabına yapmayı tercih ettiğimle başlamak istiyorum. Sabahattin Ali bana ve birçok okura göre Türk edebiyatının kendi dönemindeki en cesur
Çakıcı'nın İlk KurşunuSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20249,5bin okunma