Alper

Alper
burası benim bahçem gül de var dikende nereye bakacağınızdadır hikmet.
Matematik Öğretmeni/MEB
Dokuz Eylul Ünversitesi ~ Gazi Üniversitesi
IZMIR, 1994
48 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Insanlar genellikle bilinmeyene ve tanınmayana atilmaktan korkarlar. Belki adimi attiktan sonra korkulacak bir sey olmadığı ortaya cikar ama harekete gecmeden önce olay bize tehlikeli, bu yüzden de korkutucu gözükür. Eski ve denenmis olan, güvenlik verir bize ya da en azindan biz öyle düşünürüz.Oysa her yeni adim, basarisizlik tehlikesini de beraberinde getirir işte bu özellik, insanların özgürlükten korkup.kacmalarinin da en onemli nedenlerin biridir.
Sayfa 141·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Belki de “olmak” ilkesini en iyi, Max Hunziker’den esinledigim şu sembolik düşünce anlatir: Mavi bir camı, mavi disindaki renkleri özümsemediği ve yansitmadigi icin “mavi’ diye tanmlariz. Verdigimiz ad, sahip olduklarina degil, disa yansıttığına ve verdigine bakilarak yakistirilmistir mavi cama.
Sayfa 119·Kitabı okuyor
Alıntı
“Sahip olmak” ilkesinde ölü sözcükler hüküm sürer “olmak” da ise, tanimlanamayan canli deneyimler,yaşantılar ve izlenimler vardir. (Canli, verimli ve üretici düşünceler de, “olmak” ilkesinin içinde yer alirlar.)
Sayfa 119·Kitabı okuyor
Alıntı
sahip olmak izah edilebilirken olmanın tanımı zordur
Ama yaşayan insani, ölü bir resim ya da cansiz bir madde gibi tanimlamak mümkün olmaz. Kisinin karakteri, davranis bicimi ve yasam anlayisi üzerine bircok sey söylenebilir ve bu söylenenler, o kisinin psişik yapisinin anlasilmasina önemli katkilar yapabilir. Ancak o kisinin tüm benligini, bireyin o tek basinaligini, bir kereye özgülülüğünü ve “öyle olusunu” tam olarak kavramak hicbir zaman mümkün degildir. Kisiler, kendi parmak izleri gibi öylesine farklı, bir kerelik ve cesitlidirler ki, onlar duygu ya da sezgi yoluyla bile tam olarak anlamak imkan dışıdır. çünkü birbirinin ayni olan iki insan yoktur dünyada. Bu ayriligi ve farkliligi ortadan kaldirabilmenin tek yolu, kisilerin birbirleriyle canli iliskilere girismelerinden ve hep birlikte yaşam dansina ve o akişa katilmalarindan gecer. Bu yolla bile tam bir karşılıklı özdeşliğe ulasilabilecegini sanmak yanıltıcı olur. küçücük bir davranis bicimini bile tam anlamiyla tanimlayamayiz. Mona Lisa’nin gülümseyişi üzerine sayfalarca yazi yazabiliriz ama o gülücüğü sözlerle yakalayamayiz hiç.Aslinda herkesin gülümseyişi (sahte, maske olarak kullanilan ve klişelesmis gülümseler dişinda) Mona Lisa’ninki kadar bir kereliktir ve tanimlanamaz. Bir insanin gözlerinde beliren piriltida,yürüyüşünde, yüzündeki bir degisiklikte ya da ses tonunda olusan degişmelerde beliren sevincini, nefretini, ilgisini, hayranligini veya kendini begenmisligini sözcüklerle tanimlamak ya da tam olarak anlatmak, hicbir zaman mümkün olmayacaktir.
Sayfa 117·Kitabı okuyor
Alıntı
Mal da yalan mülk de yalan var biraz da sen oyalan
"bir şeye sahibim" cümlesi,bize özne (ben veya sen, 0, biz, ötekiler) ile nesnenin sürekli bir yapida oldugu izlenimini vermektedir. Ama özne de, nesne de süreksiz ve degiskendir aslinda. Kisi ölebilir veya bir şeyler elde etmesini saglayan toplumsal yerinden olabilir. Buna benzer bicimde, nesne de yok olabilir, kırılabilir ve degerinden yitirebilir. Herhangi bir şeye sonsuza dek sahip olmak düşüncesi, degismez ve zedelenmez maddelere bagli olan bir hayaldir.
Sayfa 104·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam