Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Orada güveler ve pas onları bozar ve hırsızlar delip çalarlar. Kendinize gökte hazineler biriktirin çünkü orada ne güve ne pas vardır ne de hırsız. Unutmayın ki hazineniz nerede ise kalbinizde orada olacaktır.
Aşkın ilk dönemlerinde her iki taraf da, diğerinden emin olamadığı için dikkatlidir ve öbürünün kalbini kazanmaya çalışır. İkisi de birbirlerine sahip olmadıklarından, enerjilerini olmaya, yani vermeye ve karşı tarafı canlandırmaya yöneltmişlerdir.
Bu durum, çoğu kez evlilikten sonra değişiverir. Artık kazanılması gereken kimse yoktur. Çünkü sevgi sahip olunabilecek bir nesne, bir mülkiyet haline gelmiştir.
İki taraf da, sevgiye değer olmaya ve sevgiyi canlandırmaya çaba göstermemeye başlayınca, her şey can sıkıcı olur. Sevgiye sahip olabileceklerini sanma hatası, onların birbirlerini sevmelerine engel olup sevgiyi yok etmiştir. Sevgi ile başlayan evlilik böylece dostane bir mülkiyet ortaklığına dönüşür.
Buna rağmen birbirini seven iki insan için en iyi çözüm, evliliktir. Sorunu yaratan evlilik değil, evlenen kişilerin karakter yapılarıdır.
Evliliklere dikkatle bakacak olursak, birbirini gerçekten seven çiftlerin azınlıkta oldugunu hemen fark ederiz. Toplumsal gorev duygusu , gelenkeler, karşılıklı ekonomik çıkarlar, çocuklara olan ortak ilgi , karşılıklı bağımlılık ya da korku , bazen de birbirine duyulan nefret , genellikle sevgi olarak yasamaktadir