1944-45 ve 47’li yıllarda yazılmış 13 öyküden oluşan bu kitap her öyküsüyle başka bir toplumsal soruna değiniyor. Gerek Sırça Köşk ile gerek Portakal ile ya da Beyaz Bir Gemi ile sizi oradan oraya sürüklüyor.
İşin garip kısmı o yıllardan bu yıla hiç bir şeyin değişmemesi ve aynı sorunların hala ve hatta daha ileri seviyelerde devam ediyor olması .
Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız ama günün birinde böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yakılmaz devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.