Cep Boy

Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·161 syf.··
2020 27. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2020 12:02
İçerisine kısa kısa farklı hikayeler olan bir kitap. Öğüt verici hikayeler kadar iç acıtan hikayelerde mevcut özellikle Asiye karakteri beni çok üzdü. Yine bir Sabahattin Ali klasiği diyebileceğimiz bir kitap. İyiki okudum
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2021 9. kitabı
Sırça köşk Konu olarak günlük hayatta karşımıza çıkan her olay ele alınmış diyebiliriz. Ama Sabahattin Ali'nin dili kullanma şekli tek kelimeyle muhteşem. Ben kitabın daha çok masallar kısmını beğendim. Kısa kısa masallar çok güzel mesajlar iletiyor okuyucuya... Herkese iyi okumalar dilerim.
Öykü
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2020 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2020 01:33
1944-45 ve 47’li yıllarda yazılmış 13 öyküden oluşan bu kitap her öyküsüyle başka bir toplumsal soruna değiniyor. Gerek Sırça Köşk ile gerek Portakal ile ya da Beyaz Bir Gemi ile sizi oradan oraya sürüklüyor. İşin garip kısmı o yıllardan bu yıla hiç bir şeyin değişmemesi ve aynı sorunların hala ve hatta daha ileri seviyelerde devam ediyor olması .
Siyaset
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2021 2. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2021 00:08
Sabahattin Ali dönemi Türkiye’sinden manzaralar göreceksiniz ve diyeceksiniz ki aslında pekte yol alamamışız.Sırça Köşk hikayesi ise yazıldığı gün ne kadar geçerli ise bugün de aynı geçerlilikte.Sırça Köşk masalı ise camdan kalelerden, saraylardan korkmamanın, elimizi kolumuzu bağlayan asıl korkunun zihnimizde oluşan algı duvarlarından kaynaklandığını çok güzel hikayeleştirmiştir.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,7bin okunma
8/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2022 22:14
1945 yılında yazılmış çeşitli öykülerden oluşuyor. Okurken dedim ki, o günden bugüne hiçbir şey değişmemiş! Sabahattin Ali, toplumu çok güzel çözümlemiş. İnsanalrın cahilliği, kurumların işlemeyeşi, yozlaşma... Ama yetmiş küsur yıl geçmesine rağmen hâlâ güncelliğini koruyor.
1000Kitap Gerçek Okurlar
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,7bin okunma
Bakmak ile görmek arasında ince bir çizgi
10/10
·164 syf.··
2021 111. kitabı
Yönetim şekillerini anlamak için, dünyada yaşayan herkesin okuması gerektiğine inandığım bir eser. İnsanları yönetmek bu kadar kolay olmamalı fakat insanlık kandırılmaya eğilimli çünkü güdülmeye alışkın maalesef...
Bakış Açısı
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,7bin okunma
7/10
·164 syf.·
2021 5. kitabı
1940 lı yıllarda toplum sorunlarına, o dönemin ortamlarına insanların çaresizlikten nelere katlandığına o kadar güzel bir bakış açısı getirmiş ve eleştirel yaklaşımla ele almış ki hala güncelliğini koruyor. Kişileri, bulundukları yerleri çok güzel tasvir ettiği için o an ordasız ve yaşıyorsunuz
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,7bin okunma
9/10
·164 syf.··
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 23:18
sabahattin ali abimizin okuduğum ilk öyküleri oldu. çok çok akıcı bir dili var, aqua parkta su kaydırağına binmişsiniz de kendinizi bir anda havuzda bulmuşsunuz gibi bitiveriyor bir anda hikaye. ülke insanını iyisiyle kötüsüyle anlatmış. (çoğunlukla fırıldaktan, alavereden dalavereden anladığımız için yazıda da bunlar öne çıkmış) final kısımlarından çok haz aldım, en çok da, 1947'de yazılmış ama 2021 türkiyesi'nden de esintiler barındıran ve kitaba da adını vermiş olan sırça köşk isimli öyküyü beğendim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2021 18:58
Tek solukta kitap okumayı sevenler için tavsiye edilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim. İçindeki öykülerin sıradanmış(!) gibi başlayıp sonunda yok artık dedirtecek bir boyuta girmesi kitaba ayrı bi renk katıyor ve her öykünün sonuna yaklaşırken acaba bu öykünün sonu nasıl bitecek düşüncesine ister istemez giriyorsunuz. Günlük hayattan kesitleri ironiye de başvurarak ustalıkla kaleme alınmış bir eser.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2020 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2020 14:21
Kitap kısa hikâye ve masallardan oluşuyor. Gerçek hayatta yaşanılan şeyleri üstü kapalı bi şekilde anlatmış kitapta yazar. Sağlık, ekonomi, sosyal hayat, yönetim vb.hayatin içinde olan konuları kısa kısa başarılı bir şekilde yazıya aktarmış. "Bu dünya böyledir işte, kimi adam öldürdüğü için katil diye anılır, kimi adı katile çıktı diye adam öldürür."
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.