''Prof. Fuat Sezgin Türkiye’ye döndüğünde, Türkiye Bilimler Akademisinde verdiği bir konferansta bilimin yüzde 30’unu Eski Yunan’ın ürettiğini, bilimsel üretimin yüzde 60’ını Müslümanların gerçekleştirdiğini, Batı bilimi ortaya çıktığında ise yüzde 10’luk bilimsel keşiflerle öyle bir fırtına kopardıklarını ki çarşaf gibi bütün medeniyet birikiminin üstünü kapatarak kâinattaki bütün gelişmeleri kendilerine mal ettiklerini ifade etti.
Toplantıyı düzenleyenler arasında Prof. Erdal İnönü ve bugün birçok tartışmaya konu olan Prof. Celal Şengör de vardı. Rahmetli Fuat Sezgin, bu konferansta Almanya’da göreve başladığı gün karşı karşıya kaldığı bir aşağılanma karşısında nasıl inatla çalıştığını ve 50 yılını gece gündüz İslam bilim tarihine adadığını da anlattı.
Özünde aşağılamaya maruz kalan tek başına Fuat Sezgin değildi. Batı sömürge imparatorluğu, kendi dışında insanlığı aşağılayan, kendini kutsayan bir düzen kurdu ve bu düzeni sürekli farklılaştırarak bugüne kadar taşıdı.
Batı bilimi, bunun bir çıktısı olan teknoloji ve ideolojik üstünlük sayesinde güçlü ordular kurduktan sonra, 300 yıldır Afrika, Uzak Doğu, Latin Amerika ve Osmanlı topraklarında fiilen vahşi işgallerin, soykırımların, yıkımların, köle ticaretinin ve insan onurunun köleleştirildiği çağlara tanık olduk.
Kolonyalizmin tarihini okurken Afrika’da ve Uzak Doğu’daki yıkımları görmezden gelerek sanki Portekiz, İspanya, İngiltere ve daha sonra devreye girecek olan Kıta Avrupası’nın ticari rekabetini ve rekabet serüvenini okuyormuş gibi okuyoruz. Oysa Fransa’nın 200 yıl işgal altında tuttuğu Afrika ülkelerinde bugün su kuyusu dahi yok. Anadolu’nun küçük bütçeli dernekleri milenyum çağında Afrika’da kuyu açıyor.
Sömürge imparatorluğu, köklerini, Eski Yunan’a dayandırmayı sever. Bu konuda haklılık payları vardır.