“Ben unutmak istesem de, sırlar sadece filizlenmek için doğru koşulları bekleyen tohumlardır. Onları ne kadar derine gömerseniz, o kadar güçlü büyürler.”
“Sırf o erkek ben kadın olduğum için hiçbir mahareti, liyakati olmayan kuzenimin benim üzerimde söz sahibi olmasının neresi adil? Oxford’daki herhangi bir erkek kadar iyi Latince ve Grekçe bildiğim hâlde ben neden derslerimi bir fırının üst katında almak zorundayım? Bu mu adalet? Hayatındaki en büyük başarısı ayrıcalıklı bir aileye doğmuş olmak olan bir adam, benim zihnimin hatalı bağlantılar kurduğunu söyleme hakkını kendinde nasıl bulabiliyor? Peki neden hayatımın her anını yöneten yasalar üzerinde söz sahibi olabilmek, kendi oyumu kullanabilmek için bir adamın çıkarlarını düşünmek, ona yalvarmak zorunda kalıyorum?”