çok tatlı bir aşk kitabı sandığım bu kitaptan bu kadar sevgisizlik ve kötülük görmek beni bir nevi yıksa da elimde su gibi aktı ve çok kısa bir sürede bitirdim. sancılı bir aşk hikayesi üzerinden iletişimsizliğin, kötülüğün ve gaddarlığın en önemlisi de intikamın yarattığı acıları anlatıyor kitap bize. aşağılanmanın, güzel bir söz bile duyamamanın insan ruhunda yarattığı yıkıcı etkiyi yazar çok temiz bir dille anlatmış.
kitabın ilk 100 sayfasında kimin kim olduğunu hala oturtamadığımdan dolayı kitabın yorumlarına gidip karakter analizine baktım. bir süre sonra tamamen kafamda oturdu ve kitapta bir gün içinde bitti. catherine ve heatchliff kimsenin hayatına dokunmadan iki toksik birlikte olsalardı dünya çok mutlu bir yer olurdu bu kitabı okuyup sonrasında heathcliff'i de anlayabiliyorum diyen kim varsa en yakın psikiyatri uzmanına sevk edilmesi gerektiği kanaatindeyim. hayatımda daha kötü kalpli bir kitap karakteri okumadım ben. maalesef hayatta böyle iğrenç insanların dokunup yara açtığı çok güzel ruhlar var. bu gerçeklik açısından da çok dokundu bana. ama günün sonunda iyi olmak kendi ellerimizde, gördüğümüz kötülüğü göstermemek bizim elimizde
kitabı okumak isteyen herkese tavsiye eder tatlı bir aşk hikayesi bulamayacaklarını hatırlatmak isterimm
“Şu döşemeye baksam, taşların üzerinde onun yüzünü görüyorum. Her bulutta, her ağaçta o var. Geceleyin hava onunla dolu, her şey de ondan bir pırıltı var; gündüzleri ise çevremde ondan başka bir şey yok, her yerde o! Rastladığım kadın ve erkek yüzleri, kendi yüz çizgilerim bile, bir benzeyiş içinde benimle eğleniyorlar.”