Eğer beni evcilleştirirsen dünyama güneş doğmuş gibi olur. Duyduğum bir ayak sesi diğerlerinin hepsinden farklı olur. Diğerlerini duyunca yerdeki deliğime girerim. Seninkiyse müzik gibi, beni oradan dışarı çıkarır. Ayrıca baksana! Şu aşağıdaki buğday tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğdayın bana hiçbir faydası yoktur. Buğday tarlaları bana hiçbir şey düşündürmez. Üzücü değil mi bu? Ama senin saçların altın rengi. O yüzden beni evcilleştirdiğinde harika olacak! Altın gibi sarı buğday bana seni hatırlatacak.
(–) Neden içiyorsun? diye sormuş küçük prens.
(+) Unutmak için, diye yanıtlamış ayyaş.
(–) Neyi unutmak için?
(+) Utandığımı unutmak için
(–) Neden utandığını?
(+) İçmekten utandığımı! demiş ayyaş ve sessizliğe gömülmüş
(–) Gitme seni bakan yapayım!
(+) Ne bakanı?
(–) Adalet
(+) Ama burada yargılanacak kimse yok ki!
(–) O zaman sende kendi kendini yargılarsın, diye yanıt vermiş kral. Ondan zor bir şey yoktur. Kendi kendini yargılamak, etrafındakileri yargılamaktan çok daha zordur. Kendini doğru yargılamayı başarırsan gerçek bir bilgesin demektir.