Vakti feyzlendirmek, bereketlendirmek, bizim onunla konuşmamızla olur, vaktin bizimle konuşmasına izin vermemizle olur. Vaktin bizimle konuşması da, onun içinde gönlü zenginleştirecek, kalbi genişletecek eylemlerle olur."
Kendinize zaman ayırın. İnsanlara çok ülfet etmeyin. Kendinize yorgun zaman değil; zihnin ve bedenin diri zamanlarını ayırın ve yalnız kalmasını öğrenin. Yorgun oluyorsunuz, zihin de gönül de yorgun oluyor, oradan bir şey çıkmaz, çıkmıyor...
Vicdanımız, bizim de acı çekmeye başladığımız noktaya varıncaya kadar diğerlerinin maruz kaldığı sıkıntıları umursamaz. İstisnasız tüm durumlarda, bu bizi de rahatsız etmeye başlayıncaya kadar, diğer kişinin acısına kayıtsız kalırız.
“Arkadaş diye canımı verirdim. Yeter ki harbiden olsun. Vur deseler vuracağım, o biçim işte.
Hani Efendim söylerdi mübarek "önce yoldaş, sonra yol" diye. Biz yolumuzu kaybetmişiz.
Kaybetmişiz ya, arkadaş belasına. Demek bizi yaramaz adamlar yanlışa götürmüş.”