Hayır, hayat her çağda insanı zehirleyebilirdi. Vapura gelirken peşleri sıra konuşan iki fakir çocuğun geçim sıkıntısından bahsedişlerini duymuştu. O yaşta konuşulacak şeyler miydi?
Zaten evcek böyle idiler. "Hepimiz eve bir heybe havadisle geliriz, derdi. Akşamüstü sofrada birbirimize onları anlatırız, sabahleyin kahvaltı ederken fasulye ayıklar gibi lüzumlu ve lüzumsuzunu ayırırız." Dayısı üç gün, başkasına ait havadisler yüzünden kendisine ait çok mühim bir işi anlatmaya vakit bulamamış ve üç gün sonra, "Çocuklar, sözünüzü kestim, kaç gündür söyleyeceğim vakit bulamadım, İkbal'den telgraf aldım, bir kızımız olmuş!" diye ancak haber vermişti. Bu yüzden kızcağıza Nisyan adını takmışlardı.
İnsanoğlunun ıstırabı kadar tabiî ne vardı!şuurla var olmağı, gerçekten var olmayı ödüyordu.fakat insan oğlu bununla kalmıyor, bu büyük, değişmez zaruretin yanında kendi de yeni baştan talihler icat ediyordu.yaşıyorum diye başka ölümler yaratıyordu.