Çünkü adalet hukuki bir önlem değil, kanun maddeleriyle dolu kalın bir kitap, felsefi inceleme metinleri, özetlenmiş hayaller, basmakalıp boş ahlak sözleri hiç değil. Adalet güvenli yollar ve caddelerdir. Kentin karanlıkta bile rahatça gezinilen ara sokaklarıdır. Hanlardır, meyhanelerdir, tuvalete giderken cebindeki keseni düşünmeyeceğin ve karını masada bırakabileceğin yerlerdir. Sabahları kapıya dayanan polisle değil, horoz ötüşüyle uyanacağından kuşkusu olmayan sanların huzurlu uykusudur adalet. Hukuku çiğneyenlerin hakkiysa yağlı ip, balta ve kızgın demirdir! Ötekileri caydıran bir ceza. Hukuku çiğneyenler yakalanıp cezalandırılmalıdır. Hem de sahip olunan bütün yöntemlerle..
Bebeğin suratında patlayan yumruk, bir çakıyla yarılan otomobil lastiği, barlardaki kavgalar, Cadılar Bayramı elmaları içine konan jiletler, insan aklının bütün çarpıklıkları itiraf sırasında kusulurdu. Çare olarak daha iyi hapishaneler gerekir, baylar. Daha iyi polisler. Daha iyi sosyal hizmet kurumları. Daha iyi doğum kontrolü. Daha iyi kısırlaştırma teknikleri. Baylar, bu cenini rahimden söküp çıkarırsak, hiçbir zaman büyüyüp yaşlı bir kadını kafasına çekiçle vurarak öldüremez. Bayanlar, eğer bu adamı özel bir şekilde elektrikle donanmış bir sandalyeye oturtup kızartırsak, bir daha hiçbir oğlan çocuğunu işkence ederek öldüremez. Yurttaşlarım, eğer bu soy ıslahı kanunu çıkarabilir- sek, size garanti ederim ki, bir daha asla...