Ercan Demir

Ercan Demir
@ercandemir091
'Yalnızlığa alışılmaz, yalnızlığa katlanılır.' Ve onlardan kimi tükenir, kibritin yanışı gibi kendi bitişini izler de durduramaz, dokunamaz. anlamsızlık kelimesi anlam kazanmaya başlar. hayalsiz ve sevgisiz evrende atar adımlarını. sıradan'dan daha sıradan'dır. heyecanları vardır ama kıvılcım süresidir. farketmezci'dir. çünkü sevinç ile üzüntüsü aynı boyutta ve tek eksende birleşmiştir. "alıştı" derler, alışmış değildir aslında.
Ercan Demir
Alışılıyormuş.. Alışılmayan his boşlukları da dolabiliyormuş..
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Ercan Demir

, bir kitap okudu
Puan vermedi·172 syf.··
28 saatte okudu
·
2022 10. kitabı
Anthony Burgess
7.5/10 · 113,2bin okunma
Ercan Demir
Söyleyin bakalım ne yapacağımızı? Ha?

Ercan Demir

, bir kitap okudu
Puan vermedi·172 syf.··
28 saatte okudu
·
2022 10. kitabı
Anthony Burgess
7.5/10 · 113,2bin okunma
Ercan Demir
youtu.be/0kY0FWJif-A

Ercan Demir

, bir kitap okudu
Puan vermedi·910 syf.··
60 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2022 23:01
·
2022 17. kitabı
Miguel de Cervantes
8.7/10 · 27,5bin okunma
Ercan Demir
13 şub 22' : 1. cilt bitiş
İçimde durduramadığım kıpırdanış.. Akışını durduramadığım kanama gibi.. Kalp atışım.. Ritmim..yaşama sevincim? Şimdi ne hâldesiniz? Kıyamet sonrasında gibiyim. Ölmüş sevdiklerim.. Bense ölümü bekler gibiyim. Bakışlarım son bakışım sanki onlara.. Sanki yarın burada olmayacaklar Öylesi bir ürperti.. Dayanılmaz sancı. Kıymetlerini başka anlıyorum böylece Dediklerini ikiletmiyorum . İstekleri emir gibi geliyor ve koşarak yapıyorum.. Sanki ölmüşler de, Öldükten sonra, Keşke şöyle şöyle davransaydım demişim.. Ve geri gelmişler de, Ben öyle öyle davranıyorum, gibi.. Anlatabiliyor muyum? Ben anlayamıyorum. Anlayamadığımı, Anlatabiliyor muyum? Hiç bir şeyin lezzet vermemesi.. Ve hiç bir şeyin teselli etmeyeceği sanısı.. Rüyalar âleminde gibiyim. Ölümün soğuk tadına bakmış gibiyim. Gideceğim gün belli de, ben oraya gider gibiyim.
Ercan Demir
Artık düşünmüyorum.. Yaşıyorum. On gün geçmeden, Ölüm ile hayatın arasındaki incecik sınırda dolaştım. Ve o sırada bu yazımı düşündüm. Geri dönmek için yalvardım. Doyamadığım hayata doymak, yaşamadıklarımı yaşamak için değil.. Sadece Hak rızası ile dolu bir hayat yaşamak için.. İki elim de dolu. Birinde serum.. Öbüründe parmağıma takılı alet.. Bedenime de cihazın uzantıları yapıştırılmış. Başımda sadece filmlerde gördüğüm, kalp ritmini ölçen alet.. Kasıktan atar damara giriş.. Kalbi yoklayış.. Ve düşüncelerim.. Defterim kapandı mı? İki rekat namaz kılamaz mıyım? Ve hücum eden pişmanlıklar.. Hep yapacağım, edeceğim deyip de ertelediklerim.. Sizleri yapmadan mı gideceğim dünyadan.. Bana ibret olan başkasına da olsun. Geri dönüş. Başımda toparlanıp birbirlerine panikle talimat veren hemşireler, artık sakin konuşuyorlar. İyi olup olmadığımı soruyorlar.. Ölümün soğuk nefesini ensesinde hissetmek nedir? Hiç bir sağlık problemi yaşamayan birinin bir güne böyle olayları sığdırması ve bu duruma şaşılması.. Defterim kapanacak mı? Gündemim değişiyor. Gözümde mezarım hesabım sırat beliriyor. Hesabımı kendim yapıyorum.. Yetmiyor. Affına sığınıyorum. Eve geliş.. Başımı secdeye ilk koyuşum. Sevinç gözyaşlarım. Şu dünyadan gitmeden, yeniden.. El-mevt'ü hakkun. Ölüm gerçek.. Hem hayat kadar.