Özellikle Ortaçağ’da halkın toplum içindeki yeri, çocuğun aile içindeki konumuna benziyordu. Cahilliği, ahlaki ve entelektüel geriliği nedeniyle buna çocukluk çağı da denebilirdi ve bu çağ acımasızdı.
Devlet içinde hiç kimsenin kendisinin Kanun’un üstünde olduğunu söyleyememesi ve dışarıdan hiç kimsenin Devlet’e kanun dışında bir şeyi zorla kabul ettirememesi gerekir. Çünkü bir hükümetin kuruluşu ve yapısı ne olursa olsun orada Kanun’a boyun eğmeyen tek bir kişi varsa, bütün ötekiler, zorunlu olarak, onun keyfine ve insafına bağlı hale gelirler.