Tutunamayan Bir Mühendis

Tutunamayan Bir Mühendis
Sinefil ve Bibliyofil
Yığınla anı vardı belleğinde: Debelenen domuzu kuşattıkları sırada edindikleri bilginin anısı; canlı bir şeyin üstüne çıkmanın, ona kendi istediklerini yaptırmanın; susayıp da uzun uzun, doya doya su içercesine, onun canına kıymanın anısı.
Sayfa 80
Reklam
Konuyu aralarında açıkça konuşmadıkları halde, büyük çoçuklar arasında, Domuzcuk'un onlardan biri olmadığı inancı yerleşmişti. Bunun nedeni, Domuzcuk'un aşağı tabakalardan gelenlerin şivesiyle konuşması değildi sadece. Şivenin pek önemi yoktu ama Domuzcuk'un şişmanlığı, astımı, gözlüğü, el emeği gerektiren şeylerden kaçınması, çoçukların çevresinin dışında bırakıyordu onu.
Sayfa 74
Alıştıkları ilk uyumlu düzen,şafağın sökmesiyle hızla basan alacakaranlık arasında ağır ağır geçen zaman süresiydi.Sabahın eğlencelerini,parlayan güneşi, dört bir yanlarını saran denizi ve tatlı havayı benimsemişlerdi.Oynamak hoştu ve yaşamları öylesine dopdoluydu ki,umuda gerek duymuyorlar,umudun ne olduğunu unutuyorlardı o sırada.
Sayfa 65
“Toplantılar! Amma da bayılırız toplantılara! Tanrının günü toplantı olsun. Günde iki kez toplantı olsun. Konuşup duralım...” Dönüp dirseğine yaslandı: “Bahse girerim ki, şimdi denizkabuğunu öttürsem, koşa koşa gelirler hemen. Hepimiz ağırbaşlı haller takınırız. Biri kalkıp der ki, bir jet uçağı yapalım, ya da bir denizaltı, ya da bir TV alıcısı. Toplantı bittikten sonra, beş dakika çalışırlar; sonra gene basıp giderler ya da ava çıkarlar.”
Sayfa 56
Ralph, konuşmasını sürdürdü: “Beklerken, hoş vakit geçirebiliriz bu adada.” Ralph, her bir yanı gösterircesine kollarını açtı: “Kitaplarda anlatılanlar gibi tıpkı.” Çocuklar, hep bir ağızdan bağırdılar: “Hazine Adası gibi...” “Kırlangıçlar ve Amazonlar gibi...” “Mercan Adası gibi...” Ralph, elindeki denizkabuğunu havada salladı: “Bu, bizim adamız. Güzel bir ada. Çok eğleneceğiz, büyükler gelip bizi alıncaya kadar.”
Sayfa 36
Reklam