İnsan öldüğü yaşta kalırmış. Yani kaç yaşında ölürsen geride kalanlar seni hep o yaşta hatırlarmış. Zannedersem, insan birinden ayrılınca da aynı yaşta kalıyormuş.
Kalbinde derin bir çizikle gezenin, günün birinde her ne pahasına olursa olsun yaranın müsebbibini affetmesi kadar kederli ve ağır bir şey yoktu dünyada.
Ama hayat, yakın ya da uzak akrabalar, anne babalar ve hayırsız kardeşlerle örülüydü ve hepsi zaman zaman kimi köşelere kurulup hayatımızı mahvetmek için bekliyorlardı belki de.