Tamamlanmamış, yarım kalmış yaratıklarız. Bizden daha akıllı, daha iyi, daha candan biri -dostların öyle olması gerek- zayıf ve kusurlu tabiatımızı mükemmelleştirmek için yardım sunmadığı müddetçe öyle kalıyoruz.
Ama henüz gideremediğim, yokluğunu en yaman musibet olarak hissettiğim bir ihtiyacım var: Dostluktan yoksunum Margaret. Başarı tutkusuyla yanıp tutuşurken, coşkumu paylaşacak hiç kimsem yok. Hayal kırıklığı. üzerime hücum ettiğinde, hiç kimse kederimi hafifletmeyecek. Düşüncelerimi kağıda dökeceğim gerçi; ama kağıt, duyguları iletmek için kifayetsiz bir araç. Benimle gönüldeşlik kuracak, gözleriyle bana yanıt verecek bir insanın dostluğunu arzuluyorum. Beni romantik bulabilirsin sevgili kardeşim, fakat bir dosta şiddetle ihtiyaç duyuyorum. Yakınımda planlarımı onaylayacak ya da düzeltecek, nazik fakat gözüpek, zihni hem geniş hem de iyi biçimlenmiş, zevkleri benimkine benzeyen birisi yok. Böyle bir dost zavallı kardeşinin kusurlarını nasıl da onarırdı!
Bu toprakların ürünleri, çehresi o keşfedilmemiş ıssızlıktaki göksel cisimler kadar benzersiz olabilir şüphesiz. Ebedi ışığın ülkesinden her şey umulmaz mı zaten? Pusulanın iğnesini cezbeden harikulade gücü keşfedebilir, bir tek bu yolculukla bile binlerce astronomik gözlemi düzene sokup, görünüşteki acayiplikleri sonsuza dek sürecek bir tutarlılığa kavuştuabilirim. Coşkun merakımı dünyanın evvelce hiç ziyaret edilmemiş bir parçasının manzarasıyla doyuracağım. Belki daha önce hiç insan ayağı değmemiş topraklara adım atacağım. İşte bunlar beni cezbediyor, tehlike ve ölüm korkuma galebe çalmaya, küçük teknesinde tatil arkadaşlarıyla nehir boyunca keşfe çıkan bir çocuğun neşesiyle bu zahmetli seyahate başlamaya beni ikna etmeye yetiyor.