Daha ilk sayfadan içine alıp sizi dünyasına dahil eden bir kitap. Tasvirlere bolca yer verilmiş, bu anlatım tarzıyla çocukluğumdaki o bulanık anlara indim. Çocukluğum, zamanında sokakta oynanan pas tutmuş oyunlar, çocukluk arkadaşım... Kendimden bir parça bulduğum için içine aldı belki de, her insanın parçalarına dokunacağını düşünüyorum ayrıca. Güçlü, çocuğuna pek yüz vermeyen baba karakteri içimdeki bir yarayı deşti sanki. Çok seven ama bir o kadar da sevgisini göstermeyen baba. Hayatın karşımıza çıkarabileceği tesadüflerin ne kadar şaşırtıcı olabileceğine çok kez şahit oluyoruz. En korkutucu kısmı ise küçük veya büyük olalım yaşadığımız tramvatik bir olayın belki de ömrümüzün sonuna kadar peşimizi bırakmaması, uyanıkken kaçsan dahi gözünü kapadığında göreceğin ilk şey olması. Pişmanlıklar, kendinden nefret etme, özlem, sevgi duygularının karmaşası içinde geçen olay örgüsünde duyguların "en" kısımlarını içime işledi. Ve sanırım bu kitabı okurken ağlamamak büyük bir başarı olurdu, benim hayli başarısız olduğum söylenebilir. Hâlâ okumadıysanız ciğerlerinizde tarihin kokusu eksik demektir, büyüdüğünüz sokakların savaştan sonra ne hale gelebileceğini(bu illa savaş olmak zorunda değil), yürüdüğünüz yolların artık başka bir yere çıktığını öğrenmenin garipliğini hissedeceksiniz. Barışın ne demek olduğunu daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. Keyifli okumalar.