1951’de Life dergisinde yayımlanan bir fotoğraf New York’un kültür çevrelerini karıştırdı.
Şehrin sanatsal avangardından seçkin ressamlar ilk kez toplu halde görünüyorlardı. Mark Rothko, Jackson Pollock, Willem de Kooning ve soyut dışavurumculuğun diğer on bir ustası.
Fotoğraftakilerin hepsi erkekti, ama arka sırada, siyah mantolu, şapkası ve çantası kolunda, tanınmamış bir kadın da görünüyordu.
Fotoğraftakiler onun gülünç mevcudiyetinden ötürü hissettikleri hoşnutsuzluğu gizlememişlerdi.
Oradan biri, kadının bu kareye sızmış olması nedeniyle boş yere özür diliyor ve aklınca ona övgüler düzüyordu:
- O bir erkek gibi resim yapar.
Kadının adı Hedda Sterne’di
Yaptığınızı bir başka budalanın bunları sizden beklediğini düşündüğünüz için yapıyorsanız, onun sizden bunları beklemesi de sizin onun bunları beklediğini umduğunuzu sandığından ileri geliyorsa, herkes istemediği bir şeyi yapıyor demektir. O zaman ortaya budalaca bir durum çıkar.