Kahramanımızı tasarruf tedbirleri kapsamında bankadaki işinden ilişiğini kesmişlerdi. Fakat gelecek hafta onun yerine hemen birini bulmuşlardı. Ne garip değil mi?
İş aramaya başladı. Bulamıyordu. Umutları tükenmeye yakınken okuldan arkadaşı Hamdi Bey ile karşılaştı. Hamdi bey arabasına aldı. Hadi bize yemeğe gidelim dedi. Eve gittiğinde Hamdi bey karısıyla utanmadan öpüştü ve kahramanımızı oturmak için büyür etmeden banyo yapmaya çıktı. Ortada kalan bu adam şaşkın, biraz mahmur bir şekilde evden çıkmak ile çıkmamak arasında tereddütde kaldı. Daha sonra duştan çıkan adam yanına indi ve sana iş bulacağız üzülme dedi. Ertesi gün kesin yanıma uğra dedi.
Öğlene doğru Hamdi Bey'in işyerine gitti. Hamdi bey ona iş bulmustu. Bankalar arasındaki evrak takibi ve bilgi alışverişini sağlayacaktı. Masasına geçti. Odada kendi masasının dışında bir masa daha vardı. Karşısındaki bu masada Raif efendi oturuyordu. Göz göze geldiler ve Raif efendi tebessüm etti.
Raif efendi Almanca mütercimiydi. Sessiz, sakin, işten çıktıktan sonra alışverişini yapıp evine giden, sabahda erkenden işinde olan kendi halinde bir adamdı. Bazen patron gelir bunu paylardı. Fakat Raif efendi hiç bir şey olmamışcasına nötr bir duruş sergilerdi. Bu kahramanımızın dikkatini çekiyordu. Ayrıca sessiz, sakin ve hiç konuşmayan biri olmasıda sıkıcı olup olmadığı konusunda kafasında düşünceler uyandırıyordu.
Bir gün Raif efendi hastalandı, ise gelmedi. Bu halde bile evinde çalışıyordu. İş yerinden biri evrakları ona iletir, oda çalışmasını yapar evrakları geri gonderirdi.
İyileşip çalışmaya başladıktan sonra işveren Hamdi bey birden odaya girdi ve bunu paylamaya başladı. Neden hala yetişmedi bu metinler diye epey kızdı. Raif Efendi'nin cevabına daha da kızdı ve acil o metinleri istiyorum dedi. Patron