Yaşamak, bitmek bilmeyen bir can çekişmeydi. Bir sürü acı vardı, bir sürü haksızlık... İnsanın üstün bir varlık olduğu da koca bir palavradan ibaretti, bu dünyadaki en zavallı, en aciz yaratıklar bizdik. Bir parça, sadece küçücük bir parça şansımız olsaydı aslan, kaplan, gergedan ya da eşek olarak gelirdik yeryüzüne. Her gün hayatı yeniden öğrenmek zorunda kalmadan, bugün doğru olanın yarın yalan olmadığı bir dünyada, üstümüze yapışan sinekleri bir kuyruk darbesiyle bertaraf ederek yaşar giderdik. Gerçi kendi hayatımızı mahvettiğimiz yetmezmiş gibi o zavallıcıklarınkini de darmadağın ediyorduk ama yine de durumları bizden iyiydi. En azından genç ölen arkadaşları ya da yaşlanan anneleri için üzülmüyorlardı. Ne mutlu onlara ki Allah onlara akıl vermemişti.