Oysa çocukça bir şey değil bu, insan kendisiyle, her insanın içinde yaşayan ilahi ben’iyle konuşmasıdır. Bu ben iki yıldır uyuyordu ve benim konuşacak kimsem yoktu.
"Hepinize yanlışları doğru diye öğretmişler; daha da önemlisi, inandırmışlar. Bu doğru bildiğiniz yanlışlar uğruna savaşmayı öğretmişler. Gerçekleri ve doğruları söyleyeni anında düşman olarak görüyor ve düşman oluyorsunuz. Ne için savaşacaksın? Kim için öleceksin? Kendin için bile yaşamıyorken?"
Eren
Güler yüzlüsün diye mutlu sanıyorlar seni. Seyna, içinde bitmek tükenmek bilmeyen kederin acısını bastırmak için güldüğünü anlamıyorlar. Gülümsediğin yetmiyormuş gibi, herkesi de güldürmeye çalışıyorsun. Bunu kendine yapma, Seyna! Yüzünü güldürdüğün ve iyi niyetle yaklaştığın herkes seni zayıf halka olarak görecek ve düşman olacaklar sana. Sen, insanların hedefine giden yolun merdiven basamağı değilsin. Bazı şeyleri değiştiremezsin; fakat kabul edip geleceğini teminat altına alabilirsin. Artık yüzün umuda gülsün, acıları bastıran sahteliğe değil
"Şiire de söz gerek; fakat ben de iki kelimeyi bir araya getirip cümle kuracak takat kalmadı. Zaten hep yanlış anlaşıldı sözlerim. Belki de yanlış zamanda doğru konuştum.” Eren