Eren Yaşar

Eren Yaşar
@erenyasar
Eskişehir
Eskişehir
45 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
"Her şey nasıl da çabucak yitip gidiyor, bir yandan evrenin içerisinde insanların bedenleri, diğer yandan ise ebediyette onların anıları. Duyularla algılayabildiğimiz her şeyin doğası nedir ve bilhassa bizi zevkle baştan çıkartan, acıyla ürküten ve beyhude övülen şeylerin doğası nedir? Bunun nasıl değersiz, aşağılık, pis, fâni ve ölümlü olduğunu zihnen kavramalıyız. Kanaatleri ve sözleriyle şan ve şöhret temin edenler kimlerdir? Ölüm nedir peki? Birisi ölüm olgusunu yalnızca kendi içinde değerlendirip inceleyecek olursa, onunla ilişkili bütün kaygılar ortadan kaybolur, ölümün doğanın işinden başka bir şey olmadığı anlaşılır. Eğer doğanın işi birini ürkütüyorsa, o kişi çocuktur. Ölüm sadece doğanın işidir ve hiç kuşkusuz doğayla uyumludur. Bir insan hangi parçasıyla ve nasıl tanrıya temas eder, o esnada bu parçanın nasıl bir özelliği vardır?"
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Şafakla birlikte, kendine şunları söyle: İşgüzar, nankör, küstah, hilekâr, haset, geçimsiz kişilerle karşılaşacağım. Bu kötü özelliklerin hepsi iyi ve kötü bilgisizliğinden bu kişilerin başına geldi. Fakat ben, iyinin doğasının güzel, kötünün doğasının çirkin olduğunu gördüm. Benimle aynı soydan gelen günahkâr doğalı biriyle de sadece aynı kan ya da tohumdan geldiğimizden değil, aynı aklın ve Tanrı'nın kutsallığının bir parçası olduğumuzdan akrabayız; bu yüzden akrabaların hiçbirinden bana zarar gelmez. Çünkü ne soydaşlarımdan biri beni kötü bir şeyle çevreledi, ne ben soydaşım olan birine öfkelendim, ne de birisinden nefret ettim. Zira ayaklar, elller, gözkapakları, altlı üstlü sıralı dişler gibi birbirimize yardım için doğduk. Yani akrabaların birbirlerine aykırı davranması doğaya aykırıdır. Dolayısıyla birbirimize sinirlenmeyi ve birbirimize darılmayı engelledik."
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
"Her şeyde Antoninus'un öğrencisi gibi davran. Üstlendiği her işte akla uygun hareket etmekteki gayretini, her zamanki ılımlılığını, sakinliğini ve huzurunu, boş kibirden uzak duruşunu, şeylerin aslını kavramaya istekliliğini düşün. Onun hiçbir şeyi iyice değerlendirip, açıkca kavramadan bırakmayışını; kendini haksız yere kınayan insanlara sertlikle karşılık vermemesini, aceleci olmamasını, iftiralara kulak asmamasını, insanların davranış ve eylemlerini titizlikle tartışını, birini kınamaktan imtina edişini; korkudan, kıskançlıktan, safsatalardan uzak duruşunu; evinde, mobilyalarda, giyecek, yiyecek, hizmetçi gibi şeylerde azla yetinmesini; çalışkan ve sebatkâr oluşunu, işinin başında akşama kadar durmasını, idareli yaşam tarzı sayesinde yemek gibi bedensel ihtiyaçlarını alışılagelmiş zamanlar dışında hiç karşılamamasını, arkadaşlıklarında kararlı ve güvenilir oluşunu, fikirlerine açıkca karşı çıkanlara tahammül edişini, birisi kendisininkinden daha iyi fikir bulduğunda nasıl sevindiğini, boş inanca kapılmaksızın tanrılardan tek tek nasıl korktuğunu anımsa. Bunların hepsini önemse ki son saatin geldiğinde vicdanın onun ki gibi huzurlu olsun."
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
"Huzur istiyorsan, pek az şey yap, diyor Demokritos. Toplumsal bir canlı olarak doğan birisinin aklının ihtiyaç duyduğu şeyleri ve taleplerini, onun istediği gibi yapmak daha iyi değil midir? Çünkü yalnızca daha iyi şeyler gerçekleştirmek huzuru sağlamaz, daha az şey yapmak da sağlar. Söylediğimiz ve yaptığımız şeylerin gereksiz olanlarından vazgeçersek, hem boş zamanımız hem huzurumuz artar. Bu yüzden her seferinde şunu hatırlamak gerek: Bu gereksiz bir şey mi? Fakat yalnızca yaptığımız gereksiz işleri değil, gereksiz düşüncelerimizi de azaltmamız gerekir, böylelikle bunları gereksiz işler izlemez."
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Ne kadar çok doktorun, çoğu zaman hastalarının başında kaşlarını çattıktan sonra öldüğünü, ne çok astroloğun sanki matah bir şeymiş gibi diğerlerinin ölümlerine dair kehanette bulunduktan sonra, ne çok filozofun ölüm ve ölümsüzlük hakkında sonu gelmez tartışmalardan sonra, ölümsüz olduğunu iddia eden ne çok tiranın gücünü yaşam ve ölüm üzerinde korkunç bir küstahlıkla kullandıktan sonra ve ne çok şehrin, deyim yerindeyse, öldüğünü hiç unutma: Helike, Pompeii, Herculaneum ve nice şehir. Ve bizzat tanıdığın onlarcası. Biri arkadaşını gömdü, sonra gömeni de bir diğeri, onu gömen üçüncüyü de birileri gömdü, hemde kısacık bir sürede oldu hepsi. Sözün özü, insani olan her şeyin önemsiz ve kısa ömürlü olduğunu idrak et, dün ufacık bir mukus olanlar yarın bir mumya veya küle dönüşecekler. Zamanın bir anını bile doğaya uygun geçir ve memnuniyetle ayrıl yaşamdan; tıpkı onu yaratan toprağa ve yetiştiren ağaca şükranlarını sunmak için olgunlaşınca yere düşen zeytin tanesi gibi."
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe