Peki ama neden bu kadar katı yaklaşıyoruz ki? Yapıp ettiğimiz her şey, ebediyete mi dönük? Sabahları, akşam tekrar soyunacağımızı bile bile, giyinmiyor muyuz? Seyahate, geri dönmek üzere çıkmıyor muyuz? Peki sadece yüzyıllığına bile olsa, yakınlarımızın yanında istirahat etmeyi neden istemeyelim?
Kiliseye gelenlerin adımlarıyla tepile tepile çökmüş mezar taşlarına, mezarlarının üzerine abanmış kiliselere bakınca, insan ölümden sonraki hayatı, sadece resimlerle, isim levhalarıyla var olunan ve esas canlı hayattan daha uzun süre eğleşilen ikinci bir hayat zannedebilir. Lakin bu resim de, bu ikinci varoluş da er ya da geç sönüp gidecektir. Zaman, insanlar üzerinde olduğu gibi anıtlar üzerinde de yürütür hükmünü.