Hangi yaralı maddeden tane tane dökülmüştü ölüm
organlarıma dokunana, gülümsememi yönlendirene ve sokaklarda hasımlık kuyuları kazana kadar?
Yaşamaya çıktım:Büyüdüm ve kendinden emin
yürüyeni oldum acımasız sefil arka sokakların,
şarkılar söyleyerek deliliğin sınırında.
Duvarlar yüzlerle doluydu, ışıkta kaçan
gözlerle,
bir cinayetin aydınlattığı yılankavi sular,
gururlu bir yalnızlığın mirasları,
kırık kalplerle dolu çukurlar.
Onlarla beraber gittim: Yalnızca onların
korolarında,
doğduğu yerdeki yalnızlıkları tanıdı sesim.
Sayfa 536 - can modern 2. baskı - 1971 Nobel Edebiyat Ödülü·Kitabı okudu
Ne senin kapını açabildi varlıklarda kapılarını açan haset
ne de benimkini. Ne kadar güzel
rüzgârın hiddeti bırakırken giysisini dışarıda,
bizimleydi ekmek, şarap ve ateş;
durmasın ulusundu öfke satıcısı,
durmasın geçsindi ıslık çalarak ayaklarının arasından,
kaldırsındı ayrıca amber dolu kadehini saydamlığın bütün töreniyle.
Her kim ki unutmak ister senin ilk olduğunu,
bırak yüzdürsün gemisini, sonunda gelip bulur yüzünü.
Biri bizi gömmek mi ister tez elden,
iyi, ama uçmayı göze alması gerek.
Gelecekler, ama kim sarsabilir
güzün eliyle kaldırılan hasadı
boyayana kadar dünyayı
şarap titremesiyle?
Sayfa 445 - can modern 2. baskı - 1971 Nobel Edebiyat Ödülü·Kitabı okudu
...
Böyle doğdu,
ısırganotlarından koparılırcasına,
bir ceza gibi yalnızlığa tutunan
ya da hayâsızlığın bahçesinde en gizli
çiçeğini toprağa gömülmekten alıkoyan şiirim.
Ve böyle kara su gibi ayrıksı,
derin dehlizlerinde yaşayanların arasında
elden ele aktım, her varlığın ayrıksılığına,
gündelik kine.
Okyanusun tuhaflar tuhafı balıkları gibi
varlıkların yarısını saklayarak
yaşıyor olduklarını öğrendim,
çamurlu enginliklerde ölümü de gördüm.
Kapıları ve yolları açan ölümü.
Duvarlardan içeri giren ölümü.
Sayfa 431 - can modern 2. baskı - 1971 Nobel Edebiyat Ödülü·Kitabı okudu