İnsanın her yerde insan olduğunu, başını kiremidin ya da samanın altına koymasının hiçbir şeyi değiştirmediğini ve her seferinde ciğerlerine günahla namusu, belki farklı derecelerde ama bir arada çektiğini, bu farkın da yaşadığı yerle alakası olmadığını iyi bilirim.
...hayal gücüne ne gerek vardı ki? Zaten oldukça tehlikeli, düşüncesiz bir özellikten, neredeyse bir zayıflıktan ve aşırılığa boyun eğmekten farklı mıydı sanki - bir kişinin zihinsel yeteneklerini değil de hastalıklarını göstermiyor muydu?
Kendisi için o kadar kıymetli olacak bu mücevherin başkasının ellerinde kenara atıldığını, belki de hor görüldüğünü öğrendiğinde o kişiye karşı derinlerine sinen acı dolu bir nefret geliştirdi.