erge

erge
⋆.ೃ*:・ 𝑣𝑒𝑙𝑎𝑟𝑖𝑠 ・:*.ೃ⋆
5/10
·108 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 14:13
Sait Faik Abasıyanık’ın hoşuma giden bir anlatımı var. En azından Son Kuşlar’ı okuduğumda böyle hissetmiştim. Ama bu kitap bende maalesef güçlü bir iz bırakmadı. Her kitabın insana mutlaka bir şeyler katması ya da hayatını değiştirmesi gerektiğini düşünmüyorum. Bazen yalnızca atmosferinde vakit geçirmek keyif veriyorsa bile yeterli oluyor benim için. Fakat bu kez bunu da elde edemedim. Belki de bu kitap için doğru zamanda değildim, bilmiyorum. Kısa ve akıcı olmasına rağmen özellikle son yarısını bitsin diye gayret ederek okuduğumu da inkâr edemem. Bu sebepledir ki, mutlaka okuyun diyeceğim bir eser olmadı kendisi. :(
Edebiyat
Lüzumsuz AdamSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201710,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·470 syf.··
2026 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 13:26
Uğultulu Tepeler'in sert ve acımasız rüzgârlarının aksine, bitirdiğimde arkasında derin bir sessizlik bıraktı... Bu kitaba bir aşk hikayesi beklentisiyle başlarsanız büyük bir yanılgıya düşersiniz. Ve yüksek ihtimalle okurken yer yer sıkılırsınız da. (Kimse beni Heathcliff ve Catherine'in yaşadıklarının aşk olduğuna inandıramaz...) Çünkü bence Uğultulu Tepeler takıntının, nefretin ve öfkenin iç içe geçmiş hâli gibi. Sevginin doğru, sağlıklı bir tonunu okuduğumu sanmıyorum hiçbir karakterde. Özellikle de Heathcliff... Tüm kitap boyunca ona sinirlenecek ama okumayı da bırakamayacaksınız. Çünkü bir noktadan sonra bu kadar vicdansız, sert ve resmen saf kötü birinin varlığına hem şaşırıp hem de yaşayacağı sonu merak ediyorsunuz. Uğultulu Tepeler size sıcacık hissettirmekten ziyade, sizi renklerden yoksun büyük bir griliğe hapseden ve oldukça da sarsan bir hikâye. Mutlaka okumalısınız.
1000Kitap
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Koridor · 201957,8bin okunma
9/10
·536 syf.··
2025 45. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2025 21:59
Bitirdiğimde tavanla bakıştım bir süre... Başlangıçta ise önyargılıydım, yalan söyleyemem. Çünkü içerik olarak biraz farklı ve oldukça karamsar. Sık sık "Ben ne okuyorum?" dedim. Ve bana göre böyle çarpık zihinlerin içini okumak rahatsız hissettirdi. Sonra düşündüm ki, her zaman onayladığımız ya da doğru bulduğumuz şeyleri okumak da pek mantıklı değil. Evet okurken yüzümü buruşturduğum çok an oldu ama zaten kendinde olan her insan doğru ve yanlışı ayırt edebilir diyerek devam ettim. Ki Kinyas ve Kayra'nın problemi de tam olarak bu aslında. Onlar kendinde olmayı geçtim, kendilerinden kaçıp hiç olmaya çalışan ve bu yolda aklınıza gelebilecek her şeyi yapan, aykırılığın vücut bulmuş hâlinde, kendi doğrularını uyduran, yanlışları ise işlerine gelen kalıba sokan iki arkadaş :D Dolayısıyla bir noktadan sonra yaptıkları hiçbir şeye şaşırmamaya dahi başladım... Genel olarak tüm roman benim için ilginç bir deneyim oldu. Kitabın üç bölümden oluştuğunu bilmiyordum ama her bölümden ayrı bir keyif aldım. [Buradaki “keyif” tabii ki yaşattığı duygular ve düşündürdükleri. Bu yönden hissettirdiği doyum yüksekti.] En sevdiğim bölüm ise sonuncusuydu. Nedenini söylersem spoiler olur o yüzden detay vermeyeceğim ama, roman boyunca gerçekten duygu belirtileri gösterdiğim ve de kalp atışlarımı hızlandıran tek yer o bölümdü. Biraz diken üstünde, çokça merakla çevirdim sayfaları. Harikaydı... [Bir noktada gerçekten ağladım ve kitabı daha önce okumuş olan babam 'ağlayacak bir yer yoktu ki' dedi ahahahsh] Ayrıca bu kitap Hakan Günday'dan okuduğum ilk eserdi. (Ve meğerse onun da ilk kitabıymış, bunu bilmiyordum!! İnanılmaz bir başarı bence.) Kalemini çok beğendim. Gerçekten kendini okutuyor. Sadece argo kelimeler biraz rahatsız etti ama bu onun tarzıdır belki de, bilemiyorum. Diğer
1000Kitap
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,3bin okunma
6/10
·240 syf.··
2025 42. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2025 14:22
Çok rahatsız edici bir kitaptı. Akıcı olmasına rağmen elime almak istemedim günlerce. Ve ben ne okuyorum dedim birçok kez. Ama kitabın olayı da tam olarak bu sanki. Sizi rahatsız etmeli. Sorguluyor, empati yapıyor ve bazen dehşete düşüyorsunuz... Bitirmiş olduğum noktadan genele baktığımda, kitabı beğendiğimi söyleyebilirim. Sadece kapakta yazdığı kadar büyüleyici olduğunu düşünmüyorum. Yine de bir şans verilebilir. ⋆⋆⋆ Uzaktan bakıldığında kusursuz gözüken bir ada düşünün. Yaklaştıkça ne kadar kötülük barındırdığını anlayacaksınız. Dünyadaki çöpler, aklınıza gelebilecek her şey - bozulmuş beyaz eşyalar, pantolonlar, belki fazla alınmış yoğurtlar, yarısı yenmemiş çikolatalar, strafor kutular, koltuklar, minderler, önlükler ve cabası... - gemilerle bu adaya gönderiliyor. Adada çitlerin içinde doymak nedir bilmeyen altı domuz var ve bu atıklarla besleniyorlar. Ama tabii ki bunu kendi başlarına yapamıyorlar. Tüm bu çöpleri ayıklayıp onlara vermekle görevli farklı yaşlarda dört çocuk var. Bir de onları buna zorlayan ve insanlıktan nasibini almamış yetişkinler... Kendileri tepedeki lüks evlerinde yemekler yiyip partiler yaparken, çocuklar adanın mağaralarında yaşıyor; açlıkla savaşıp bir yandan domuzları beslerken parmaklarını kaybetseler bile bu görevi sürdürmek zorunda kalıyorlar. Her şey “kusursuz işleyen bir düzen” gibi görünüp ilerlerken, kıyıya fıçı içinde bir çocuk gelince, bir ikilem ortaya çıkıyor: Bu çocuk dünyadan buraya gönderilen bir çöp mü, yoksa onlardan biri mi?
Edebiyat
DomuzlarJohanna Stoberock · Nora Kitap · 202187 okunma
10/10
·960 syf.··
2025 36. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 16:48
Arkadaşlar hayat bitti… Hem serinin kendisi uzun olunca hem de benim okuma hızım biraz düşünce, aylarca bu seriyle birlikte yaşadım desem yeridir. Hiç şikayetçi değilim. Sanki her gün uğradığım bir arkadaş grubum varmış ya da 5 dakika bile olsa açıp izlediğim bir dizim varmış gibi hissediyordum. Şimdi ise büyük bir boşluğa düştüm o sebeple... Sarah’ın kalemini hep çok beğeniyordum ama bu seride, özellikle de 5. kitap ve sonrası inanılmaz iyiydi. Bu kitap özelinde konuşmam gerekirse; 960 sayfa boyunca bir an bile sıkılmadım. İnanması güç ama gerçekten öyle. Kül Krallığı bence her duygunun zirvede hissedildiği, inişli ve çıkışlı değil, bolca çıkışlı :D her şeyin çok güzel bir şekilde derlenip toplandığı, kusursuz bir final kitabı olmuş. Evet, aklımda hâlâ soru işareti olarak kalan noktalar var. Ama ya Sarah’ın başka planları var ya da bazı karakterlerin bilinçli olarak gölgede kalmasını istedi... Onu zaman gösterecek. Kalbimi paramparça eden detayların yanında, kitapta yorgunluğu, tükenmişliği ve ideali uğruna direnmeyi sonuna kadar hissettim. Bu gerçekten takdir edilmesi gereken bir şey bence... Daha önce "karakter" üzerinden bu denli bir yorgunluk hissettiğimi hatırlamıyorum çünkü. Ve gelelim değinmeden duramayacağım asıl noktaya… Bu serideki KADINLAR! Sarah’ın diğer serileri de dahil olmak üzere, fantastiklerde kadın karakterleri sevsem bile favorilerim genelde erkekler olurdu. (şaşırmadık ahaha) Ama bu seride yemin ederim kadınlar bambaşka. Hiçbiri yan karakter gibi hissettirmiyor. Geçmişlerini öğreniyor, gelişimlerine şahit oluyor ve her birine ayrı hayran kalıyoruz... Yine de bir favori seçecek olsam Manon derdim. Aelin özür dilerim. Son kitap olduğu için biraz genel konuşmuş oldum farkındayım. Bu sefer böyle olsun. İçimden geldi. Eğer fantastik
1000Kitap
Kül KrallığıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20201,431 okunma