Arkadaşlar bilirsiniz Erikson'ın dönemleri vardır. Ve bu dönemlerden birini başarıyla atlatamazsak diğer döneme geçemeyiz. İşte bende de bir dönemin başarısızlığı var. Yani demem o ki dua edin de iş bulabileyim
Biz kimi seviyorsak o kişiyizdir. - Erik Erikson
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Erikson” yaşlılık dönemini olgunluk dönemi olarak almakta, üretken geçmiş bir yaşamın kişiye ego bütünleşmesini kazandırdığını, yaşlılık döneminde o güne kadar üretkenliğinden çocuklarının ve torunlarının faydalanışını görmenin kişiye doyum sağladığını, bugünüyle geçmişini böylece bütünleştirebildiğini ifade etmektedir. Üretken olmayan bir yaşamın ise yaşlıya pişmanlık ve umutsuzluk yaşattığı gibi yaşlıda ölüm korkusunu da yoğunlaştırdığına işaret etmektedir.
Alıntı
Umut, hayatta olmanın doğasında varolan en eski ve en vazgeçilmez erdemdir. Hayatın sürdürülebilmesi için, güven zedelendiğinde, inanç sarsıldığında bile umut varlığını sürdürmelidir. — ERIK ERIKSON ERIK ERIKSON OKUMA KİTABI, 2000
Psikoloji
Çocuk kendiliğinden mi suç işler yoksa suça mı itilir?
Atalay Yörükoğlu Değişen Toplumda Aile ve Çocuk kitabında; Suça yönelen çocuk; ailedeki ve toplumdaki düzensizliklerin bedelini ödeyen, sonra da topluma ödeten çocuktur. Der Atalay Yörükoğlu çocuk psikolojisi alanında çok değerli bir hocadır ve kendisinin fikirleri benim için oldukça kıymetlidir. Yazdığım metne ışık olması nedeniyle kendisini bir kez daha anıyor ve rahmet diliyorum. Gelelim konuyla ilgili bir yarı Anti-tez’e Çocuk Suça Yalnızca İtilmez; Bazı Durumlarda Suçu Seçer Atalay Yörükoğlu’nun “suça yönelen çocuk, aile ve toplumdaki düzensizliklerin bedelini ödeyen çocuktur” ifadesi, çocuk suçluluğunu büyük ölçüde çevresel belirlenim üzerinden açıklar. Bu yaklaşım, çocuk psikolojisi açısından önemli bir gerçekliği vurgulasa da eksik ve indirgemeci bir çerçeve sunar. Çünkü çağdaş psikolojiye göre çocuk: Yalnızca koşulların pasif ürünü değil, aynı zamanda aktif bir öznedir. 1- Aynı Koşullar, Farklı Davranışlar Eğer çocuk suç davranışı yalnızca aile ve toplum düzensizliğinin sonucu olsaydı: -Aynı ailede büyüyen tüm çocuklar suça yönelirdi -Aynı yoksulluk koşullarındaki çocuklar benzer suç örüntüleri gösterirdi Oysa psikolojik ve sosyolojik veriler bunu desteklemez. Rutter (1979) bu durumu şöyle açıklar: “Olumsuz çevre koşulları risk faktörüdür; fakat sonuç belirleyici değildir.” Bu da bizi şu sonuca götürür: Çevre etkiler, ama belirlemez. 2-Mizaç ve Biyolojik Yatkınlık Modern psikoloji, suç davranışında mizaç faktörünü göz ardı etmez. -Dürtüsellik -Düşük empati
1000Kitap
Çünkü bu benim seçimim / Matrix
Neden, Bay Anderson, neden? Neden, neden bunu yapıyorsun? Neden ayağa kalkıyorsun? Neden dövüşmeye devam ediyorsun? Varlığını sürdürmekten öte bir şey için mi savaştığına inanıyorsun? Bana bunun ne olduğunu söyleyebilir misin? Bu özgürlük mü, yoksa doğruluk mu? Belki de barış… ha, sevgi olabilir mi? İllüzyonlar, Bay Anderson. Algımızın yanılgıları. İnsan zekâsının, anlamsız ve amaçsız varoluşunu meşrulaştırmak için denediği geçici idealler. Ve bunların hepsi, en az Matrix kadar yapay. Zaten sevgi gibi zavallı bir kavramı ancak insan zekâsı icat edebilirdi. Bunu görebilirsin. Bu durumu kabullenmelisin, Bay Anderson. Bunu şimdi bilmelisin. Kazanamazsın. Amaçsızca dövüşmeye devam etmenin hiçbir anlamı yok! Neden, Bay Anderson… Neden? Neden direniyorsun? Çünkü bu benim seçimim… Bugün, sinema tarihinin en ikonik sahnelerinden birine, 1999 yapımı The Matrix filminin doruk noktasına odaklanacağız. Agent Smith'in (Hugo Weaving) Neo'ya (Keanu Reeves) yönelttiği o meşhur soru: "Neden, Bay Anderson? Neden?" Bu replik, sadece bir bilimkurgu filminin parçası değil; insan varoluşunun, özgürlüğün, sevginin ve direnişin derin bir sorgulaması. Bu blog yazısında, bu konuşmayı adım adım ele alacağım – duygusal katmanlarını, felsefi temellerini ve kültürel etkisini. Kısa kesmeyeceğim; aksine, bu diyaloğun neden bu kadar etkileyici olduğunu, neden bizi hala düşündürdüğünü uzun uzadıya inceleyeceğim. Hazır mısınız? Matrix'in kırmızı hapını yutalım ve gerçeğe doğru bir yolculuğa çıkalım. Öncelikle, konuşmanın geçtiği bağlamı hatırlayalım. The Matrix, Wachowski Kardeşler'in (Lana ve Lilly Wachowski) vizyoner eseri, insanlığın bir simülasyonda hapsedildiği bir distopyayı anlatır. Neo, sıradan bir yazılımcı olan Thomas Anderson'dan, "The One" olarak bilinen kurtarıcıya dönüşür. Film boyunca,