Tutunamayanlar, Oğuz Atay'ın biraz "dağınık ama gerçek" hissettiren bir kitabı; okurken sanki biri oturmuş da içini filtresiz döküyormuş gibi geliyor. Hikâye Turgut Özben üzerinden gidiyor ama aslında konu herkesin hayata bir şekilde yabancılaşması. Güzel tarafı şu: bazı cümleler öyle bir çarpıyor ki "ben de böyle hissediyorum" diyorsun. Ama kötü tarafı da var, gereksiz uzayan yerler ve bazen "tamam artık anladım" dedirten bölümler sabrını zorlayabiliyor. Yine de samimiyeti ve içtenliği yüzünden kolay kolay unutulmayan, biraz zor ama değen bir kitap.
Tutunamayanlar'da Selim'in ölümü sonrası hissedilen boşluğu iyi veren cümlelerden biri "Ölmek, her şeyi çözmek değilmiş." gibi bir hava taşırken, bir diğeri de "Onu tanıdığımı sanıyordum." duygusunu yansıtıyor; zaten Oğuz Atay burada tam olarak bunu kuruyor-Turgut Özben arkadaşı üzerinden aslında kendini ve hayata neden tutunamadıklarını anlamaya çalışıyor, okurken de o eksiklik hissi sana geçiyor.