erkamdiyorum

şu cümleler ne kadar da bana kendimi hatırlattı: "Ne biçim bir hayat sürdürüyordum? Birbiri ardına yaşanan olaylara tepki vererek geçici heyecanlar tadarken her biri uzaklaşıp gidiyor ve ben hiçbir birikim elde edemeden, yine yeni gelen günlere tepki veriyordum. Olgunluğa bile erişemeden, yaşlanıp zayıfladığımı ve çirkinleştiğimi hissediyordum."
Reklam
garip bir kitap. engelli bireyler için, bize normal gelen şeyler nasıl da lüks aslında. okurken beni suçlu hissettirdi, şurayı o yüzden paylaşmak istedim; "Bu çocukların sıra dışı hayatlar sürmüş olmalarını beklemiyorum ama en azından omurgalarını eğmeyen doğru planlara göre yaşıyorlardı. Bense elimde hep yanlış planlar varken onlar gibi olmayı nasıl umabilirdim ki? Onların seviyesinde bir hayat sürmeye itirazım olmazdı. Hamile kalmak, kürtaj olmak, ayrılmak, başkasıyla birlikte olmak, yine hamile kalmak, doğurmak, ayrılmak, bir başkasıyla olmak, bir bebek daha yapmak... Hayatım sadece bunun bir taklidi olsa razı olurdum. O çocuklara yetişmek istiyordum. Arkalarından onlara yetişmek. Doğuramasam bile en azından kürtaj olmaya kadar varmak istiyordum."
Sayfa 26·Kitabı okudu
"28 yaşına gelmiştim fakat hiç göstermiyordum. Benimle 2 dakika konuşan kişi 13 yaşında olduğumu düşünürdü. Saçım sakalım yerinde çok şükür ama kafam basmıyordu hiçbir şeye. Aklım kesmiyor iki cümle nasıl konuşulur. Tam olgunlaşamadan girince cezaevine daha büyük sıkıntı. Aklında cezaevine girmek gibi bir planı olan varsa tavsiyem, gidin askerliğinizi yapın, şöyle biraz iş tecrübesi falan kazanıp insan tanıyın, sonra ne bok yerseniz yiyin. Düşünsenize, hala hayranı olduğum müzik gruplarının isimlerini duvara kazıyorum ben. 28 yaşında koca adamın yapacağı iş mi bu?"
bazen ne anlatıyor çok merak ediyorum.. "...Evvela aynadaki haline bakıp kendisine âşık olan ve ırzına geçen, ardından söz olacak diye kendisini nikâhına alan insanın dünyasıdır bu. Sonsuz bir sevgiyle evinde yalnız bırakmalıdır onu. Her sabah keskin bir yanık plastik kokusuyla uyanıyor, biliyorum. Bir yanık plastik tevazuyu kalkan eder kaynayan sevginize. İnsanın başına ne geliyorsa hep iyi niyetinden geliyor, haklısınız. Bence siz başkalarını da kendiniz gibi sanıyorsunuz. Ama yapmayın. Hemen güveniyorsunuz insanlara. Babanızın oğlu mu bu insanlar..." bir kamyon laf okuyup sonrasında gelen bolca kafa karışıklığı..
"Karısını delikanlılık çağında oğulları olan komşusunda fazla oturduğu için "vay benim namusum" diyerek tekme tokat döven, hemen arkasından beş arkadaşıyla bir arabaya doluşup geberene kadar içki içen, belki sikişirim umuduyla pavyona takılan, en kötü geneleve giden, alkolün etkisiyle ilim irfan tiratları patlatan, sabahın köründe evine dönüp uyuyan ve jet hızıyla cuma namazına uyanan adam işte bu. Yani sevgili nakliyeci abi, şu hayatta her şey en azından sadece senin için düşünülmeye değer."
Reklam