Paulo Coelho, bu kitabinda iyi ile kötünün savaşını anlatmaktadır. Yazar iyi ile kötünün hayatın her alanında var olduğunu ve insan aldığı tüm kararları iyi ile kötünün savaşından sonra verdiğini anlatmaya çalışır. Fakat bu savaşın bir Galibinin olmadığını bazen iyinin bazen ise kötünün kazandığını söyler. Hiç bir insan ne tam kötüdür ne de tam iyidir. Bu yüzden her kişide iyi ve kötü yönler mevcuttur.
Daha önce bu yazarın simyacı, ve onbir dakika adlı iki kitabını okumuştum. Şeytan ve genç kadın kitabını diğer okuduğum kitaplarla kıyaslarsam; bu kitabın verdiği keyif en son sırada kaldığını söyleyebilirim. Çok beğendiğimi söyleyemem; çünkü yazarın seçtiği hikaye bana göre yaşamdan biraz kopuk geldi. Bir kişinin insandaki iyi ile kötünün savaşını anlamak için başka bir köye gidip 11 külçe altın karşılığında köyde cinayet işlenmesini istemesine ne gerek var diye düşündüm. İyi ile kötünün savaşı her yerde görünüyorken bunun için 11 külçe altın vermenin mantığını anlayamadım.
Bu kitap ben beğenmedim, bu nedenle tavsiye etmek de istemem; fakat benim beğenmemem kitap kötü olduğunu göstermez. Sadece kendimi bu kitapta bulamadım. Yani beni sarmadı diye bilirim. Ama okumayı düşünen kişilere de iyi okumalar dilerim
Hak etmişti bunu. İyi yürekli adam rolü oynamak, yalnızca hayatta tavır almaktan korkanlara özgü bir şeydi. İnsanın, kendinin iyi olduğuna inanması, başkalarına karşı çıkmaktan ve haklarını savunmak için savaşmaktan çok daha kolaydır. Kendinden daha güçlü biriyle savaşmak için cesaret toplamaktansa bir hakareti sessizce kabullenmek de çok daha kolaydır. Üzerimize atılan taş bize isabet etmemiş gibi yapabiliriz, ama geceleri- odamızda yanlız kaldığımızda, odamızı paylaştığımız karımız, kocamız, ya da okul arkadaşımız uykuya daldığında- korkaklığımıza sessizce ağlarız.