EmrahKaplanın SırtındaZülfü Livaneli
2. Abdülhamid dönemini kendi deyimiyle aynanın karşı tarafından bakarak inceliyor usta yazar Zülfü Livaneli bu kitabında. Zülfü Livaneli her okuduğum kitabından müthiş keyif aldığım bir yazar. Özellikle bu kitabındaki gibi tarihsel olguları bir hikaye içerisine, tarihsel gerçeklerden sapmayarak yedirmede son derece başarılı. Zaten kendisi de tarihi bir hikaye yazıyorsanız, tarihi gerçeklerden sapamazsınız, böyle bir lüksünüz yok diyor. Serenad'ı, Huzursuzluk'u okuyanlar bu söylediklerimi anlayacaklardır. Kitap Abdülhamid'in Selanik sürgünü döneminde onun ve ailesinin doktorluğunu yapmakla ordu tarafından görevlendirilmiş, aynı zamanda İttihatçı bir yüzbaşı olan Âtıf Hüseyin Bey'in, Abdülhamid'le olan konuşmalarını kaydettiği notları temel kaynak almış.Osmanlı'nın çok kritik, sıkıntılı bir döneminde kendisini tahtta bulan, günümüzün de hala en çok tartışılan figürü Abdülhamid bu kitapta tarihi bir hikayede, son derece tarafsız bir şekilde ele alınmış. Dil çok duru, tarihi olaylar anektodlar şeklinde hiç insanı sıkmayacak şekilde aktarılmış. Ben çok keyif aldım, güvenilir kaynaklardan da yaralanıldığı için tarihi gerçeklere dayanan bir hikaye olduğunu da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kitap sonunda yazarın Sırrı Süreyya Önder'le yapmış olduğu kitabı üzerine bir söyleşi linki de mevcut. O söyleşide zaten yazar tarihi bir hikaye yazarken güvenilir kaynağın ne kadar önemli olduğunu, kitabı yazarken başvurduğu kaynakların güvenilirliğini dile getiriyor. Kimisine göre Ulu Hakan, kimisine göre Kızıl Sultan olan, aslında son derece zor bir dönemde hükümdarlık yapmış, doğruları ve yanlışlarıyla önemli bir figür olan Abdülhamid'in tarafsız bir şekilde yazılmış olan tarihi hikayesinin mutlaka okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
ZorbaNikos KazancakisEmrah
Kitap Girit'e maden işletmesi kurmak üzere giden patron (kuvvetle muhtemel kitabın yazarı Kazanackis) ve oraya gitmek üzereyken tanışıp işe aldığı, hatta işin başına getirdiği Zorba karakteri arasında geçiyor desek çok yanlış yapmış olmayız. Çünkü gerçekten yan karakter sayısı ve hikayedeki rolleri oldukça kısıtlı. Aslında bence bu kitabın niteliğiyle de uyuşuyor, çünkü yazar bir hikaye, bir olay örüntüsü ortaya koymaktan ziyade felsefe yapmak istemiş. Gerçekten kitap daha çok bir felsefe kitabını andırıyor. Hayatın anlamını hayran olduğu düşünür, filozofların kitaplarında arayan, fakat bir türlü aradığı cevapları net olarak bulamayan, yalnızca kısmi yatışmalarla yetinen bir yazar sonunda bu anlamı kaba tarif edilebilecek, eğitimsiz Zorba karakteri sayesinde buluyor. Genel olumlu eleştirilerin aksine ben malesef kitabı çok beğenemedim. Güzel olarak belirtebileceğim cümle, pasaj, kısımlar mevcut, fakat birçok yerinde de kitabın tam tersine tekrarlı okumama rağmen net algılayamadığım, bana geçmeyen paragraflar, cümleler var. Birazcık da yüksek beklentiyle okumuş olmam kitabı tam beğenememe sebep olmuş olabilir. Yine de Yunan edebiyat klasiklerinden sayılan kitabın, bir de felsefeye ilgi duyan, felsefe bilgisi iyi olan kişilerce yapılmış eleştirilerinin daha elle tutulur olacağı düşüncesindeyim