Gülün AdıUmberto EcoÖncelikle şunu söylemem gerek, çok zorlandım okurken. Bunun birçok sebebi var tabiki.Birincisi bir polisiye roman fakat bence daha da çok bir tarihi, bir felsefik roman. Ortaçağ tarihi ve felsefe bir arada olunca kitabı özümsemek kolay olmuyor.İkincisi çeviri dili, fakat burada çevirmeni eleştiremeyiz çünkü çevirinin çevirisini yapmak çok zordur. Ama bir paragraflık uzun cümleler kitapta o kadar çok ki, insan ah dilini bilseydim de bu kitabı orjinal dilinde okusaydım diyor. Belirttiğim gibi Ortaçağ kilisesinde geçen bir polisiye romanı, fakat siyaset, felsefe, tarih, hemen hemen herşey var. Yazar tesadüfi bulduğu bir yazıdan esinlenip romanı oluşturmuş. Adından tutun da, romandaki kişiler, olayın geçtiği yerin betimlemesine kadar çok ince düşünmüş ve bu kesinlikle kült diyebileceğimiz eseri oluşturmuş. İleride birgün daha da donanımlı bir şekilde kitabı tekrar okumak isterim ve zor okunurluğuna rağmen kitabı herkese tavsiye ederim
EmrahŞeytan ve Genç KadınPaulo Coelhoİyi ve kötü nedir? Pür iyilik, pür kötülük veya pür iyi pür kötü var mıdır? 'Aslında iyilik ve kötülük görecelidir, zaman ve koşula göre iyi ve kötü tanımı, bir insanın iyi veya kötü olması değişir' şeklinde yanıtlıyor yazar yukarıdaki soruları Şeytan ve Genç Kadın romanında. Paulo Coelho birçoğumuzun genç hatta çocuk yaşlarda tanıştık diyebileceğimiz Simyacı kitabıyla tüm dünyada ün kazanmış bir yazar. Simyacı'yı lise veya ilk üniversite yıllarında okumuş oldukça etkilenmiş, fakat sonra yaptığım okumam da aynı etkiyi bulamamıştım. Veronika Ölmek istiyor'u ise etkileyici ve çarpıcı bulmuştum. Bu kitabı için de etkileyici, çarpıcı, düşündürücü diyebilirim rahatlıkla. İncelemenin girişinde yazdığım iyi, kötü hakkındaki sorulara küçük izole bir köyde yaşayan kimsesiz bir genç kadın, köye bazı sorulara yanıt bulmak için gelen bir adam ve köy ahalisinin yaşadığı olayı anlattığı bu hikayesiyle yanıt vermek istemiş yazar. Çok da güzel yapmış, bence başarılı da olmuş. Az sayıda karakterin yaşamı, duygu durumları, çelişkileri, hırsları, korkularını yansıttığı bir öykü üzerinden iyi, kötü var mıdır sorusunu yanıtlamaya çalışıp, başarılı olmak azımsanacak bir şey değil bence. Güzel, felsefik, dini, mitolojik öğeleri olan bir kitap. Bir de hikayenin içinde birkaç tane küçük hikayecik anlatıyor yazar, bunlar kitaba müthiş renk vermiş, okunduğunda bana hak verilecektir diye düşünüyorum.
Üç Yanlış Üç CesetAgatha ChristieEmrah Ara sıcak tadında bir Agatha Christie hikayesinde buldum kendimi. Zihin biraz yorgunken insan birazcık keyif aldığı şeylere kaçmalı. Ben de böyle bir dönemde en sevdiğim türün en sevdiğim yazarının gerçekten ara sıcak tadındaki bir kitabını okumayı tercih ettim. Bazı kitapları bir başyapıt, bir klasik tadındadır Agatha Christie'nin. Bu kitabının onlardan biri olmadığını söyleyebiliriz, ama bu kitabın kötü olduğu anlamına gelmez. Yine gizemli bazı olay ve ölümler var kitapta, yine merak uyandırıcı. En iyi romanlarından değil Agatha'nın ama yine de bir Agatha kitabı, yani kötü olması imkansız. Bir genç yurdunda önce kaybolan bazı cisimler, sonra da şüpheli ölümler meydana geliyor. Bir solukta okunur, tavsiye ediyorum.
#k:53540or Orhan Pamuk Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi sonrası okuduğum ikinci kitabı. Kitabı ilk okuduğumda bana ilk geçen duygu eski İstanbul oldu. İstanbul'da yaşamış biri olarak günümüz ve geçmiş İstanbul tasviri, tıpkı Masumiyet Müzesi' ndeki gibi oldukça başarılıydı. İstanbul'un hızlı bir şekilde dev bir metropol haline gelişi gözümde çok güzel canlandı. Hikaye para kazanıp üniversite dershanesine yazılabilmek için bir kuyucu ustasının yanında hikayemizin kahramanı Cem'in çırak olarak işe başlamasıyla başlıyor. O zaman İstanbul'un Avrupa yakası dışındaki küçük bir yerleşkeye ustasıyla su kuyusu açmak için gidiyor. Yazar o zaman aletsiz, kazma, kürek, çıkrık yardımıyla yapılan kuyuculuk işini araştırmış, ayrıntılı anlatıyor hikayede. Bu da benim hoşuma giden İstanbul tasviri sonrası ikinci nokta oldu. Fakat malesef bundan ötesi için çok olumlu yorumlarım olmayacak. Çok anlam veremediğim bir aşk hikayesi, mitolojik hikayelerle desteklenen baba-oğul ilişkisi ilerleyen kısımlarda bir Yeşilçam filmi tadında anlatılmış. Fakat malesef çok başarılı olamamış. Bir çok şey biraz zorlamayla birbirine bağlanmaya çalışmış ve bu yüzden havada kalmış. Hikayenin neredeyse her sayfasında karşımıza çıkan Oedipus mitolojik öyküsü ve İran 'ın Şehname efsanesi temel alınarak, hikayedeki baba-oğul ilişkileri anlatılmış ama mantıksal ve duygusal açıdan bence başarılı olmamış. Okurken çok mu sıkıyor, hayır, fakat malesef kitap bitince de çok iyi bir kitap okudum hissiyatı vermiyor.
Fedailerin Kalesi Alamut 11. Yüzyıl Selçuklu hakimiyetindeki İran'da geçen, Şii mezhebi bir kolu olan İsmaili tarikatı lideri Hasan Sabbah ve özel bir eğitim sonucunda bir intihar mangasına dönüştürdüğü fedailerinin, nam-ı değer Haşhaşilerin öyküsü. Olay tarihi olay ve karakterlerden esinlenerek kurgulanmış olsa da, romanda anlatılan olayların ve karakterlerin birçoğu kurmaca. Fakat İbn-i Sabbah karakteri, Alamut kalesi, Haşhaşiler, İsmaili tarikatı gibi romanın temelini oluşturan kişi, yer ve kurumlar gerçek. Yalnızca kurgu bazında bile bakacak bile olsak mükemmel bir roman, bir de tarihi esintiler sunmasıyla müthiş bir klasik haline geliyor bence.
Anlatım, karakterler, olay örgüsü çok güzel planlanmış. Sıkılmadan okunuyor, merak uyandırıyor, insanı araştırmaya sevk ediyor. Aynı zamanda felsefik, siyasi, dini birçok yönü de mevcut. O dönem Yugoslavya hakimiyetindeki Slovenya vatandaşı olan Valadimir Bartol kitabı yazdığı dönemde ülkesinin Mussolini yönetimindeki İtalya ve Hitler yönetimindeki Alman İmparatorluğu tarafından işgaline tanıklık etmiş. Kitaptaki İbn-i Sabbah'ı da bu diktatör yöneticiler gibi kurgulamış. Yine cennet, cehennem, peygamberlik gibi birçok dini temaya açık bir şekilde eleştiri, hatta daha da ileri gidelim bunların reddi söz konusu. Tüm bu siyasi, dini eleştirileri nedeniyle de birçok yerde yasaklanmış bir roman.
Ben açıkçası daha çok kurguya konsantre oldum ve çok keyif aldım. Okunulmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Hasan Sabbah ve Haşhaşilerle ilgili de daha ayrıntılı bir okuma yapmayı, bunun sonrasında da kitabı bir kez daha değerlendirmeyi planlıyorum. Vladimir BartolEmrah