"Halk nerededir? Bilmiyorum. Yalnız kalabalıkları görüyorum. Vitrinlere rastgele yığılmış mallar gibi ucuza satılmaya mutlaka ucuza satılmaya, hazır bekleyen kalabalıkları... Boyuna gidip gelmelerine, kaynaşmalarına karşın bekleyen... Umutsuzca, belki sabırla ya da sinsi sinsi bekleyen kalabalıklar..."
"Onca savaş kahramanının yaşam öykülerini, anılarını okuyan ben, sonunda yenilgilerimi mi yazacaktım? Yenilgi... Bu sözcük ağzımdan nasıl çıktı? Yaşamımın bir zafer olmasını isteyecek, umacak kadar kendimi beğenmiş değilim. Yaşamım başarılı olmuş, olmamış ne ayrımı var? Gene de bir burukluk duymuyor değilim. Baş ağrısına benzeyen sıkıntılı bir hüzün ya da. Geçip giden günlerimin ve şu saatimin bulanıklığını duyuran..."
Ona anlatacak çok şeyim vardı. Onunla konuşmalıydım. Dünyada ondan başka kimseye ihtiyacım yoktu. Onunla konuşmak için onu görmek istiyordum. Onunla birlikte her şeye sıfırdan başlamak istiyordum.