Eren

Reklam
Nazım Bey'in etrafında Divan-ı Harp Reisi Şevki Bey, Levazım Reisi Kemal Bey, Nazım Bey'i sedye ile getiren askerler (Eyüp Çavuş ve sıhhiye neferleri), ismini şimdi hatırlayamadığım, daha sonra da Sakarya Meydan Muharebesi'nde şehit olan bir doktor halka olmuşlardı. Kahraman komutan gayet hazin ve zayıf bir sesle (1.İnönü Harbi hatırası olarak kendisine hediye edilen atı kastederek) "Kır atımı yaverim İhsan Bey'e versinler. Bu onun hakkıdır," dedikten sonra Levazım Reisi Kemal Bey bu hazin tablo karşısında kendini tutamayarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Bir müddet sonra güçlükle nefes alan Nazım Bey'e bir sükûnet hali gelmiş ve şehit düşmüştür. Türk Ordusu kahraman bir tümen komutanını daha vatan uğruna şehit vermişti.Nazım Bey'in şehadeti başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere tüm komuta heyetini derin bir hüzne boğdu. Cenazesi Ankara'ya götürülerek büyük bir merasimle defnedildi. Büyük Millet Meclisi'nin 17 Temmuz 1921 günkü oturumunda da Şehit Nâzım Bey'in rütbesi albaylığa yükseltildi.
Sayfa 172 - Kronik Yayınları
Alıntı
Köy meydanının hemen yanı başındaki toprak damlı eski bir köy evinin üzerine çıkan Hakkı Bey, meydanda toplanmış askerlere dönerek: "Evlatlarım, aranızda eski askerler olduğu gibi alayımıza yeni katılmış askerler de var. Sizlerle birçok askerî harekâtta beraberdim. Asi Ethem'in Kütahya'ya saldırdığı 13 Ocak günü Yellice Dağı'nın karla kaplı kayalıklarında yanınızdaydım. İnönü Muharebelerinde hep beraber dövüştük. Ancak bugün yaşananlar diğer çarpışmalardan daha farklı. Artık Yunan tüm gücüyle saldırmaktadır. Şunu hiç hatırınızdan çıkarmayın ki bizler bu fakir milletin anavatanını düşman işgalinden kurtarmak için çıkardığı ilk ordunun ilk neferleriyiz. Birçoğumuz yetim büyüdük, çoğumuzun babası, ağabeyi, amcası cephelerde kaldı, evlerine dönemedi. Şimdi sıra bizde. Artık kendi vatanımız, kendi topraklarımız için dövüşecek ve bizden önce dövüşmüş olanların intikamını alacağız. Şimdi duyduğunuz bu top sesleri aslında bizleri çağıran bir yardım çığlığıdır. Biraz ilerimizde bulunan 12nci Grup askerleri bizlerden yardım beklemektedirler. Çok sıkı bir yürüyüşle akşama mutlaka oraya yetişmeli ve cephenin yarılmasına müsaade etmemeliyiz. Göreyim sizi aslanlarım."
Sayfa 91 - Kronik Yayınları
Alıntı
Kırmızıtoprak Tepe eteklerindeki Poyra köyünde karargahını kurmuş olan 1inci Grup Komutanı Albay İzzettin, köyün hemen karşısındaki Çamlık Tepenin üzerinde ayakta durmuş ve hemen altındaki şose yoldan ilerleyen askerlere bakıyordu (Harita-3). Bir Çavuş komutasındaki askerler dörderli sıra halinde yürüyorlar ve Metris Tepe istikametine gidiyorlardı. Yürüyüş kolu köy hizalarına geldiğinde Çavuşun gür sesi ile hep birden marş söylemeye başladılar. Elbiselerinin çoğu yamalı, çarıkları yırtık, çoğunun mavzerlerinin kayışları ipten olan bu askerlerin geleceğe dair böyle umutlu ve kararlı yürümeleri İzzettin Bey'i duygulandırmıştı. Marş söyleyen askerleri Kızılcabayır Tepesi'nden gelen serin bir esinti eşliğinde içli gözlerle izlemeye devam etti. Acaba bu taşlı tozlu yollardan cepheye giden askerlerin kaçı geri dönebilecekti? Çok değil, daha üç ay kadar önce İnönü Muharebelerinin yaşandığı Metris Tepe'de, Gündüzbey köyünde ve Hayriye köyünde bu genç fidanların nasıl da birer birer toprağa düştüklerini görmüştü.
Sayfa 30 - Kronik Yayınları
Alıntı