Eren

Köy meydanının hemen yanı başındaki toprak damlı eski bir köy evinin üzerine çıkan Hakkı Bey, meydanda toplanmış askerlere dönerek: "Evlatlarım, aranızda eski askerler olduğu gibi alayımıza yeni katılmış askerler de var. Sizlerle birçok askerî harekâtta beraberdim. Asi Ethem'in Kütahya'ya saldırdığı 13 Ocak günü Yellice Dağı'nın karla kaplı kayalıklarında yanınızdaydım. İnönü Muharebelerinde hep beraber dövüştük. Ancak bugün yaşananlar diğer çarpışmalardan daha farklı. Artık Yunan tüm gücüyle saldırmaktadır. Şunu hiç hatırınızdan çıkarmayın ki bizler bu fakir milletin anavatanını düşman işgalinden kurtarmak için çıkardığı ilk ordunun ilk neferleriyiz. Birçoğumuz yetim büyüdük, çoğumuzun babası, ağabeyi, amcası cephelerde kaldı, evlerine dönemedi. Şimdi sıra bizde. Artık kendi vatanımız, kendi topraklarımız için dövüşecek ve bizden önce dövüşmüş olanların intikamını alacağız. Şimdi duyduğunuz bu top sesleri aslında bizleri çağıran bir yardım çığlığıdır. Biraz ilerimizde bulunan 12nci Grup askerleri bizlerden yardım beklemektedirler. Çok sıkı bir yürüyüşle akşama mutlaka oraya yetişmeli ve cephenin yarılmasına müsaade etmemeliyiz. Göreyim sizi aslanlarım."
Sayfa 91 - Kronik Yayınları
Alıntı
Reklam
Kırmızıtoprak Tepe eteklerindeki Poyra köyünde karargahını kurmuş olan 1inci Grup Komutanı Albay İzzettin, köyün hemen karşısındaki Çamlık Tepenin üzerinde ayakta durmuş ve hemen altındaki şose yoldan ilerleyen askerlere bakıyordu (Harita-3). Bir Çavuş komutasındaki askerler dörderli sıra halinde yürüyorlar ve Metris Tepe istikametine gidiyorlardı. Yürüyüş kolu köy hizalarına geldiğinde Çavuşun gür sesi ile hep birden marş söylemeye başladılar. Elbiselerinin çoğu yamalı, çarıkları yırtık, çoğunun mavzerlerinin kayışları ipten olan bu askerlerin geleceğe dair böyle umutlu ve kararlı yürümeleri İzzettin Bey'i duygulandırmıştı. Marş söyleyen askerleri Kızılcabayır Tepesi'nden gelen serin bir esinti eşliğinde içli gözlerle izlemeye devam etti. Acaba bu taşlı tozlu yollardan cepheye giden askerlerin kaçı geri dönebilecekti? Çok değil, daha üç ay kadar önce İnönü Muharebelerinin yaşandığı Metris Tepe'de, Gündüzbey köyünde ve Hayriye köyünde bu genç fidanların nasıl da birer birer toprağa düştüklerini görmüştü.
Sayfa 30 - Kronik Yayınları
Alıntı
Silahlar ve Adamlar
Türk siperlerine her saldırışımızda verdiğimiz kayıplar muazzamdı. Artık zapt edilemez bir mevki haline gelen düşman hatlarına yapılan bu ümitsiz saldırılarda adamlarımızın defalarca kez boşa ziyan edilişini görmek çok acı veriyordu. İlk çıkarmamızdaki kayıplarımız 29. Tümen'i tam bir iskelet haline dönüştürmüştü. Pek çok tabur da bayağı zayıflamış ve geriye hiç subayları kalmamıştı neredeyse. Oldukça yetersiz tek bir tabur elde edebilmek için iki veya üçünün kalıntılarını birleştirmek gerekli görülmüştü. Dublinliler ve Munsterliler bir araya getirildiler ve resmi olarak "Dubsterler" diye bilinir oldular. Destek kuvvetleri azar azar gelmeye devam ediyorlardı ve gelir gelmez de Türklerin Yarımada boyunca büyük bir enerjiyle kazdıkları güçlü siperlere yapılan boş saldırılarda harcanıyorlardı.
Sayfa 129 - Dby Yayınları
Alıntı
Sion Katır Birliği Gelibolu'ya Çıkıyor
Sahil, kayalıklar ve Hisar (Seddülbahir) artık bizim elimizdeydi ve ordunun geri kalanının kıyıya çıkması mümkündü. Çıkarma için yapılan kanlı çatışmalar sürerken biz de sol tarafta avare izleyiciler gibi içimiz içimizi yer ve burnumuzdan solur bir halde etrafa bakınıyorduk. Çıkarma yapmanın tam zamanı olduğunu düşünüyordum ve bizimle ilgili bir emir gelmediğini de gördüğümden işe başlamak için şahsi çaba göstermem gerektiğini anlamıştım.
Sayfa 69 - Dby Yayınları
Alıntı
Reklam