Eren

Silahlar ve Adamlar
Türk siperlerine her saldırışımızda verdiğimiz kayıplar muazzamdı. Artık zapt edilemez bir mevki haline gelen düşman hatlarına yapılan bu ümitsiz saldırılarda adamlarımızın defalarca kez boşa ziyan edilişini görmek çok acı veriyordu. İlk çıkarmamızdaki kayıplarımız 29. Tümen'i tam bir iskelet haline dönüştürmüştü. Pek çok tabur da bayağı zayıflamış ve geriye hiç subayları kalmamıştı neredeyse. Oldukça yetersiz tek bir tabur elde edebilmek için iki veya üçünün kalıntılarını birleştirmek gerekli görülmüştü. Dublinliler ve Munsterliler bir araya getirildiler ve resmi olarak "Dubsterler" diye bilinir oldular. Destek kuvvetleri azar azar gelmeye devam ediyorlardı ve gelir gelmez de Türklerin Yarımada boyunca büyük bir enerjiyle kazdıkları güçlü siperlere yapılan boş saldırılarda harcanıyorlardı.
Sayfa 129 - Dby Yayınları
Alıntı
Reklam
Sion Katır Birliği Gelibolu'ya Çıkıyor
Sahil, kayalıklar ve Hisar (Seddülbahir) artık bizim elimizdeydi ve ordunun geri kalanının kıyıya çıkması mümkündü. Çıkarma için yapılan kanlı çatışmalar sürerken biz de sol tarafta avare izleyiciler gibi içimiz içimizi yer ve burnumuzdan solur bir halde etrafa bakınıyorduk. Çıkarma yapmanın tam zamanı olduğunu düşünüyordum ve bizimle ilgili bir emir gelmediğini de gördüğümden işe başlamak için şahsi çaba göstermem gerektiğini anlamıştım.
Sayfa 69 - Dby Yayınları
Alıntı
Mustafa Kemal Paşa'yı Ağlatan Şehit Nazım...
Yaşanan felaket sırasında 4ncü Tümen karargâhının tamamı yok olduğu için, emir komuta zinciri de çökmüştür. Yarbay Nazım'ın şehit olmasından bir gün sonra Kütahya mevziinde tutunmak imkânsız håle gelecek ve Batı Cephesi birlikleri mecburen bir kademe geriye, Eskişehir-Seyitgazi hattına çekilecektir. Bu yiğit ve çok sevilen komutanın 35 yıllık hayatı Çöğürler Tren İstasyonu'nda sona ermiştir. Nazım Bey'in cenazesi Ankara'da acılı, büyük bir kalabalık tarafından karşılanır. Büyük bir üzüntü vardır. Mustafa Kemal Paşa'nın ağladığı bilinen birkaç olaydan biridir. Ankara'da büyük bir askerî törenle toprağa verilir
Sayfa 201 - Kronik Yayınları
Alıntı
Fevzi Çakmak için dindar ve aynı zamanda laik denilir. Pekiyi bu gerçekten böyle midir? Bu sorunun yanıtı tartışmasız "evet" olmalıdır. Mütedeyyindir. Yani dinini yaşayan bir kişidir. Ama bunu bireysel olarak yaşar, kimseyle paylaşmaz. Namazını bırakmayan bir kişidir ancak Fevzi Çakmak Paşa'nın namaz kılarken ya da camideyken bir kare fotoğrafı bile yoktur. Çünkü o birey olarak dindardır. Fevzi Paşa'nın 1925 yılında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluş bildirgesindeki "dine karşı hürmetkârız" beyanındaki gibi dini referans alan bir tek ifadesi yoktur. Mustafa Kemal Atatürk'ün şahitliğini yaptığı kızının düğününde çekilen fotoğraflara bakıldığında, gayet modern görünümlü, devrimleri özümsemiş bir Türk ailesi görülecektir. Laiklik ve dini inanç konusunda hakikaten Atatürk'ün de hayalini kurduğu, olması gereken modeli bizzat Fevzi Çakmak Paşa ve ailesinde görebiliriz.
Sayfa 34 - Kronik Yayınları
Alıntı