Ölümden daha kuvvetli bir şey vardır, o da Antikite filozoflarının ispat etmeye çalıştıkları gibi, akıl değil, aşktır.
Aşk
Aquino'lu Thomas; Evrenin son ve en yüksek amacı:
"Mutlak olarak iyi olan" Allah'tır. O halde Allah, en yüksek neden ve en son amaçtır.
Sayfa 415 - İm Yayın·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam
Anselmus'un Ontolojik Allah kanıtı
Allah kavramından başka bütün öteki kavramlar objeleri ile "sınırlandırılmıştır". Yalnızca Allah "mutlak varlık" olarak düşünülebilir. Kendilerini yalnızca hiçbir objenin karşılayamadığı kavramlar düşünülebilir, Roma kentini hem var hem de yok bir kent diye düşenebiliriz. Oysa Allah'ı hem var hem de yok diye düşünemeyiz, çünkü Allah mutlak varlıktır. Zaten her akılcı bilgi bizi zorunlulukla, bu ontolojik kanıt cinsinden, hiçbir şekilde deneye dayanmayan bilgilere götürür. Her rasyonalist felsefede öyle bir kavram vardır ki yalnızca düşünmekle, kendisine karşılık olan objeyi anlamak mümkün olur.
Sayfa 403 - İm Yayın·Kitabı okudu
Felsefe
İbni Haldun'un kişiliğinde, ilk kez gerçek bir
"Tarih filozofu" ile karşılaşıyoruz. O tarih felsefesini "empirik" bir temel üzerine kurmaya çalışır.
Sayfa 396 - İm Yayın·Kitabı okudu
Felsefe
Farabi, İbni Sina ve Gazali Doğu İslâm kültürünün üç büyük
Temsilcisidir. Önce Doğuda gelişen bu kültür, sonraları Batıya da geçmiş ve İspanya ile Fas'ta büyük bir etki alanı kazanımıştır. Nitekim Ortaçağın ilk yarısında tüm İspanyol kültürü tam anlamı ile İslâm kültürünün etkisi altındadır.
Sayfa 392 - İm Yayın·Kitabı okudu
Felsefe
İbni Sina "hekim"dir. "doğa bilgini"dir.
Aristocu unsurların İbni Sina'da Farabi'ye oranla, daha ağır basması bundandır. İbni Sina bir doğa bilgini olmasına rağmen, ilâhiyat ve felsefe de ilgi alanına girer. Nitekim Ortaçağın üzerinde tartıştığı tek sorun olan "tümeller" konusunu onda da buluyoruz. Fazla olarak İbni Sina'da bu konunun, Skolastiğin parlak döneminde doyurucu bir çözüm sayılan, bir formülüne de rastlıyoruz.
Sayfa 391 - İm Yayın·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam
Reklam