“…çoğu insan evlilik ve çocuk sahibi olmanın ciddi bir sorumluluk olduğunu bilir; bu yeterli değildir. Özellikle çocuk sahibi olmanın, sandıklarından çok daha ağır, gerçek bir ‘ölüm-kalım’ meselesi olduğunun farkında değildir. Yüksek IQ, bilişsel kapasite, analitik düşünme ya da akademik başarı bunu değiştirmez; çünkü insan duygusal zekâ, sosyal zekâ, öz farkındalık ve dürtü denetimi bakımından yetersizse, kararlarını bilinçle verdiğini sanarken aslında kör içgüdülerle hareket eder. Eğer insan yaşamın yükünü ve varoluşun zincirleme acısını gerçekten kavrayabilecek kadar yüksek bir farkındalığa sahip olsaydı, üremeyi aklının ucundan bile geçirmezdi.”