Erol şirin

Erol şirin
@erolsirin
لا
Ben yine de size söylüyorum," diyerek devam eder Snellman, "halk ağır bir buhran içinde. Ciddi şekilde hasta. Din bir insanın bu dünyayla, diğer insanlarla, çayırdaki her bir otla bağlantısını teşkil eder. Bu bağlantı yoksa devlet, toplum, aile, insan bile var olamaz. Halk arasındaki dinsizlik sadece kilisenin meselesi değildir. Bu mesele devlet için de tehlike teşkil eder. Kitlelerin dine karşı duyduğu ilgisizlik halkın en tehlikeli hastalığı olabilir. Fevri gençler ve zeka yoksunu liberaller dinsizliğin özgür duşüncenin yansıması oldugunu söylemekle buyuk bir hata yapıyorlar. Dinsizlik ruhun zayıflığı ve hastalığıdır. Dinsizlik, halktaki kutsal her şeyin yok olması ve neticesinde insanın elinde vahşiliğin, vicdansızlığın, ahlaksızlığın, kabalığın, bencilliğin, zorbalığın kalmasıdır.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayattaki düzensizliklerin en önemli nedenlerinden biri, herkesin refaha kavuşmayı istemesi ancak hiç kimsenin hayatını düzene sokmak istememesidir.' Herkes hayattan almak ister fakat kimse ona bir şey vermeyi düşünmez. Bencil, soyguncu, istismarcı, asalak olarak atıldıkları hayatın anlamını başkalarının sırtından geçinmekte bulurlar.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Nüfusun esas kitlesinin eğitimsizliği kültürel bir suçtur, kendi kendinden çalmak, kendini yıkmak, kendinle alay etmektir. Henüz medeniyetle tanışmamış halklar için kendi ülkesinin zenginliklerinden istifade etmemesi nedeniyle fakir ve yoksul olarak yaşadıkları, böylece yok olduklarını söylerler."
Sayfa 103·Kitabı okudu
Ne bekliyorsunuz? Okul ve kitapların olmadığı, sağlıklı, güzel ve neşeli bir hayata çağıran hiçbir sesin duyulmadığı bir yerde halktan ne isteyebilirsiniz ki? Milyonlarca insan hem fiziksel hem zihinsel hem de manevi olarak çürürken kimse bu kötü kokuyu almıyor; zira herkes kokuşmuş. Herkes kokuya karşı hissizleşti, ona alıştı. Bunun böyle olması gerektiğini düşünüyorlar. Peki, gerçekten böyle mi olması gerekir?
Sayfa 104·Kitabı okudu
Herkes hayattaki zorluklardan, acılardan ve düzensizlikten şikâyet etmesine rağmen hayatı daha iyi, daha düzenli bir hale getirmek için kimse parmağını bile kıpır datmıyor. Hepimiz hayata dışarıdan bakan seyircileriz sanki, her şeyi ve herkesi yargılamak üzere görevlendirilmiş gibiyiz. Herkes büyük işler, büyük şahsiyetler, büyük sevinçler isteyip beklerken, kendisini ve çevresindeki hayatı alışılmış bayağılığın milim bile üzerine yükseltmeyi düşünenlerin sayısı oldukça azdır. İnsanlar borçlarını ödememek için her yönteme başvuran vicdansız borçlulara benziyor.
Sayfa 124·Kitabı okudu