Erol şirin

Erol şirin
@erolsirin
لا
Luca McDonald efsaneyi aktardıktan sonra şunları eklemişti: "Bu efsanenin kıssası şudur: Hayatta bir şeyler inşa etme, yaratma çabası, maalesef yıkıcı güçlere karşı verilen mücadeleler nedeniyle gittikçe zorlaşmıştır. Bugün de, bir fikir emekçisi toplum tarafından anlaşılmaya nadiren bel bağlayabilir. Vicdansız, utanmaz, beceriksiz, hırslı insanlar, doymak bilmez asalaklar topluma ve halka ait her büyük ve yararlı işe, siyasete, basına, toplumsal faaliyetlere küstahça karışmaktadırlar. Halkın hayatını düzenlemesi gereken siyaseti vurgunculuk, sebepsiz zenginleşme ve kişisel yükselme aracı olarak kullanmaktadırlar. Kilise, okul, devlet hizmeti onlar için maaş karşılığında tembellik yapılabilecek yerlerdir. Hayatın mimarı olmak, dürüstçe çalışıp halkın hizmetkârı olmaktansa, sütçü beygiri gibi ayakta uyumaktadırlar. Çeşitli toplum ve kültür kuruluşlarında sıradan kendini beğenmişlik duygularını tatmin etmeye çalışırlar. Fahri unvanlar alırlar, sıklıkla haksız kazanç sağlamayı amaç edinir ama çalışmak istemezler. Dahası halkın yararına fedakârca ve hevesle çalışmak isteyenlerin tekerlerine çomak sokarlar. Fikir emekçilerine karşı dolaplar çevirir, onlara iftira atar ve onları 'popüler olmak' için çabalamakla itham ederler. Üstelik bundan daha kötüsü de vardır. İkiyüzlü ve açgözlü asalaklar, halk soyguncuları ve hayatın yıkıcıları çoğu zaman daha korkunç kötülükler yaparlar. Kâh kurnazlık veya hileyle kâh rüşvet veya tehditle kâh yalanlarla birçok sefer de alenen şiddeti kullanarak halkın zihnini ve iradesini öldürmekte, toplumun vicdanını zehirlemekte ve gençlerin kabul edip savundukları ideallerini yıkmaktadırlar. Etraflarına karanlık tohumlar saçarak kin duygusunu yaymaktadırlar. İnsanların kederini ve ıstırabını artırmaktadırlar. Bunları yapanların hepsi
Sayfa 135·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Erol şirin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·140 syf.·
2024 1. kitabı
Grigory Petrov
8.4/10 · 124,8bin okunma
Adamın gözlerinin önünden Kel Hamzanın uzayıp safran sarısı kesilmiş, gerilmiş, bir ölüm çığlığına dönmüş yüzü durmadan geçiyor, kocaman, ardına kadar açılmış ağzı, pörtlemiş gözleriyle yalvarıyordu. Uçan kuştan, dosttan düşmandan, yerdeki karıncadan car umuyordu. Adam yarı uykuda, yarı düşte, bir insan canının ne kadar tatlı, vazgeçilmez olabileceğini, kimi insanların, belki de büyük bir insan çoğunluğunun canlarını vermemek için ne kadar alçalabileceklerini ilk olarak düşünüyordu. İnsan canı bu kadar alçalmaya değer miydi? Ne pahasına olursa olsun insan yaşamını sürdürmeli miydi? Sıtmalar, hastalıklar, zulümler, buyruklar, açlıklar, yoksulluklar insan soyunun yaşama direncini kıramamış, insanoğlu kıyımlardan, aşağılamalardan, sakatlıklardan, kırımlardan sonra bile yaşamını sürdürmüştü. Bu korkunç güç, bu sonsuz direnç, bu yaşamak için katlanılan en aşağılık durumlar neydi, ne içindi? Kel Hamza, atının önüne düşmüş köyü, bütün bedeniyle korkuya kesmiş dolanırken, arada bir durup ona öyle bir, öyle köpekçesine yalvarışla bakıyordu ki insan yüreği dayanamaz. Onu öldürmemek için kendisiyle çok savaşmış, sonunda da, böylesine insanlıktan çıkmış bir insanın yaşaması haramdır diye düşünmüştü. Ali Safa Bey de onu görünce, "Benim adım İnce Memed, beni bilebildin mi Ağa?" deyince, yüzü gerilmiş, kocaman olmuş gözleri inanılmaz bir korkuda açılmış açılmış kapanmış, bir ara, bir göz açıp kapayıncaya kadarki bir sürede gözleri namluya inanılmaz bir yalvarışla dikilmişti. Bu bir anlık yalvarışta da belki insan soyunun düşebileceği en beter aşağılanma, alçalma vardı. Bu kadar alçalmaya değer miydi bir can? Can bu kadar, her şeyden değerli miydi?
Edebiyat
“Sonunda ne zaman yalnız başıma, arkadaşsız ve sırf her şeyin düş olduğu gerçeğiyle birlikte ıssızlığa çekileceğim? Vücudumun hastalıktan, cinayetten, ihtiyarlık ve ölümden başka bir şey olmadığını görerek özgür, korkusuz, baştan başa sevinç içinde ormana ne zaman çekileceğim? Ne zaman? Ne zaman?”