Bugün en iyi öğretmenin, öğrencisinden bir şeyler öğrenen öğretmen olduğunu anladım. Belki de babam konusunda haklıydı. Onu kaybetmeseydim hayatım ne kadar farklı olurdu? Öldü diye ondan nefret ettiğim için mi bu kadar sert indiriyorum darbeyi? Bu kadar gürültülü vurmamın sebebi dinleyenlerimin olmasını istememden mi?
Sonunda hiçbir şey söylememiş olması beni kaygılandırıyor. Gözleri açıktı ama görmüyor gibiydi. Zor nefes alıyordu. Yine de en çok çiy damlası, en sessiz gecede düşer, biliyorum.
Breuer taze buketler bırakılmış mezarları gösterdi. "Bu ölüler diyarında, bunlar ölmüş olanlar, şunlar da" diyerek mezarlığın terk edilmiş, eski ve bakımsız bölümünü gösterdi "asıl ölmüş olanlar. Bu mezarlara bakan kimse yok, çünkü bunları tanıyan kimse kalmamış. İşte onlar ölü olmanın ne demek olduğunu biliyorlar."
"Kasvetli mi? Bütün büyük filozoflar neden kasvetli olurlar diye bir sorun kendinize. Sorun bakalım, kimler daha emniyette, kimler daha rahat, kimler sonsuza dek mutludur? Ben size yanıtı söyleyeyim: Yalnızca sığ zihinli olanlar, yani sıradan insanlar ve çocuklar!"
Daha derinlere inip motivasyonlarınızın kaynağını bulun! Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesindendir." Nietzsche'nin sözleri hızla akıyordu, aynı tempoda konuşmaya devam etti. "Bu yorum sizi şaşırttı mı? Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. Ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz: Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil. O halde, bana neden hizmet etmek istediğinizi tekrar sorabilir miyim? Sorumu tekrarlıyorum Doktor Breuer:" Nietzsche'nin sesi iyice sertleşmişti. "Sizi motive eden şey nedir?"