Yaşadığımız hayat bir bekleyiş üzerine kurulu değil midir? Hayata geç kalmış olma hissinin kaybettikleri ekseninde dönen Tatar Çölü'de bir bekleyişin hikayesi. Her birimiz hayatımızın gerçek anlamda başlayacağı o "büyük anı" beklerken şimdiki zamanı sessizce feda ederiz. Ayaklarımızın altından kayıp giden günleri fark etmemiz ancak iş işten geçtiğinde mümkün olur. BUZZATİ, sessizce ilerleyen zaman karşısında eylemsiz kalmanın, insanı kendi hayatının başrolü değil, yalnızca seyircisi yapacağını yüzümüze vurur. Son olarak TATAR ÇÖLÜ, bize o çok korktuğumuz soruyu sordurur ; beklediğimiz şey uğruna feda ettiklerimiz, elimizde kalan bomboş bir ömre değer mi? 
Bilinmeyen, yabancı bir diyarda, sıradan bir han odasında, yaşlı ve çirkinleşmiş bir biçimde, dünyada, arkada hiç kimsenin kalmadığını bilerek ölmek kadar zor hiçbir şey olamazdı.