“Kendimi bırakmalıyım,” diye söylendi. Direnmekten vazgeçmeliyim. Yaşamalıyım ve görmeliyim. Bilmediğim bu ülkeye yolculuktan korkmamalıyım. Kimsenin ilgilenmediği bu silik insanların dünyasına girmeliyim.
Ey zavallı ruh. Nedir bu yaptığın rezalet? Nereye sığar? Görelim gel bu rezaletleri ve onları doğuran tembel arzuları ve karında yerleşen ve kafanın azdırdığı iştihaları ve onunla birlikte teşebbüse geçen eli ve temizleyelim bu yaşamak için geldiğimiz dünyadan kalın arzuları .
Demek savaşırlarken güneş gözlerine geliyordu. evet efendim: doğru düzgün görememişler düşmanı kılıçların ışıltısı gözlerini kamaştırmış: her yer beyaz görünmüş gözlerine. beyazdan kör olmuşlar. karda dolaşan insanlar da böyle olurmuş diyorlar. doğrudur efendimiz. kar da güneş gibi yakarmış. her şeyi duyuyor hiçbir şey bilemiyoruz. bu duvarlar arasına kapandık kaldık. savaş diyorlar, öldüler diyorlar, halk diyorlar. ne biçim şeyler bunlar. rivayetler dolaşıyor sözler geliyor kulağıma. hep bir yerlerde bir şeyler oluyor biz bilemiyoruz, Olric. Hep anlatıyorlar, söylüyorlar, naklediyorlar.