“Ağırlıksız bir şeysin, bulut gibi,buğu gibi, koku gibi, hatıra gibi hafifsin…”
Hepimizin varacağı yeri, hayat arkadaşının gözünden okuyoruz.
Bu incecik kitap tüm hayatımızın bir gün gibi geçmesini sağlıyor.
Ve tabii ki hayatın girişine yazılması gerek o söz: “Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım.”
Henüz gittiğinden emin olamadığı duygularını ortaya çıkarıyor yazar.
Sanki eşine vedasını değil de, biz evine misafir gelmişiz ama eşi o an orada değil. Eşinin yarattığı müthiş bahçede iki iskete kuşu görüyoruz. Bekledikleri biz değiliz. Bahçedeki filizlerde en az elli gül sayıyoruz. Kuşların bekledikleri kişinin biz olmadığını anlıyoruz.
Mutlu olmak için ne eksik?
Şöyle yazmış:
“14:15. Çıkıyorum, ama döneceğim!
Seni uyandırmadım
Bunu yapmak istediğim halde.
Bugün seni uyandırabilmeyi çok isterdim.” be
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,6bin okunma
“Belki de ilk defa hayatın tadını çıkarma özgürlüğüne sahip olacaksınız.”
Kitabın zor günlerden geçmiş ve/veya geçen insanlara çok faydalı olacağını düşünüyorum. Bunun sebebi bir “Çatı Fikir” oluşturması ve onu destekleyen örneklerle anlatması.
Kitabın çatı fikri bana göre“Eğer büyümek istiyorsan, bu süreç hep olumlu gitmez. Ve elindeki en iyi güç bu süreçte gerçeklerle yüzleşmen ve yüzleştirmen.” Evet doğru okudumuz “Yüzleştirmen”.
Çocukluğumda travmalar yaşamış insanların aslında ne kadar suçsuz olduklarını, asıl suçlunun kendilerine bahaneler bulan ebeveynler olduklarını ve onlarla nasıl mücadele edeceğimizi anlatıyor.
Benim için çok çarpıcı, üzücü ama asıl rakibimin kim olduğunu gösteren bir kitap oldu.
“Yazarken sevdiklerinizi öldürün!”
Komşunuzdan veya bakkalınızdan duyabileceğiniz bir tavsiye değil belki. Ama bu kitabın incelemesini okuyorsanız duymak isteyeceğiniz bir tavsiye. Zaten aslolan karakter değil hikayedir. O yüzden bunu Stephen King’ten ya da bakkalınızdan duymuş olmanız önemli değil. İşte bunu “Yazma Sanatı” sayesinde anlayacaksınız. Hatta tam da bu yüzden, hikayelerin aslında gökten süzülmediğini de. Siz de komşunuzla karşılaştığınızda ya da bakkaldan bir şeyler alırken hikayeler bulabilirsiniz. Çünkü “Sizin işiniz” diyor Stephen King, “Alakasız iki fikri bir araya getirmek değil, bir araya geldiklerinde onları tanımak”. Ama daha da önemlisi hikayeleri ortaya çıkarırken çok sevdiğiniz karakterleri, kelimeleri ve zarfları atmak!
Yazma SanatıStephen King · Altın Kitaplar Yayınevi · 20201,252 okunma
Dünyaya geliş sebebinizi mi arıyorsunuz? Soğuk, uzak ve zengin bir ülkede doğup büyüseydiniz nasıl bir hayatınız olurdu?
Kitap karakteri Doppler'i bir kelimeyle anlatmak istedim. O kelime "Sıradan"'dı. Ta ki bu kelimenin sözlük anlamına tekrar bakana kadar da kitabı temsil etti. Sözlük anlamı ise ne karaktere ne de kitaba uygundu. Çünkü kelime anlamı "bayağı".
Bu kitaba asla "bayağı" diyemem. Çözmemiz gereken sorunları vâris edinerek aslında doğaya başka türlü bakmamızı sağlıyor bu kitap.
Doppler'in çevresindekiler önce vasi tavrı takınıyor kendisine. Ama kitabın sonunda hepimizi varis edinecek sorunları da kucağımıza bırakıyor.
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,6bin okunma
Bir gemicilik romanını denizden bahsetmeden yazabilir misiniz?
William Golding neredeyse hiç denizden, rüzgardan, gemiden bahsetmeden bize bir denizci günlüğü okutuyor. Bu günlükte neler yok ki!
Çekirdek aile deriz ya, burası da her çeşit insanın bulunabileceği en küçük ve çekirdek ortam. Ego savaşları, aşırılıklar, yalanlar ve… Neyse, yaşam döngüsünü yazarak romana spoiler vermeyim :)
Geçiş AyinleriWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021306 okunma